Perşembe, Eylül 19, 2019
Dilhâne > Editörden > Kaybolan Gençlik

Kaybolan Gençlik

-üstad diyor ya, zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik.-

Gençlik üzerine, belki on binlerce yazı kaleme alındı ve milyonlarca kelam söylendi bu zamana kadar. Herkes bir şekilde bir otoriteye yerleşti ve tüm gençliği kendi emrine alabilmek ve ideolojisini gençlerin hafızasına nakşetmek için elinden geleni yaptı. Gençlikte bir sağa, bir sola savrulup durdu. Sonuç ise büyük bir hayal kırıklığı, başkaları gibi düşünmeyi havalı bir şey zanneden çoluk çocuk takımı. Bundan daha da önemlisi öyle vahim tablolar karşımıza çıktı ki o tabloların muhteviyatında hiçbir ideolojik pranga altında ezilmek istemeyen gençlerin, çoğu zaman arkadaşları tarafından dışlanması ve hor görülmesinden başka bir şey yoktu.

-cemil meriç diyor ya, -izm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.-

Ne kadar doğru. Cemil Meriç, insan objesini kullanmış. Ancak, esaretin başlangıcı gençlik dönemi olduğu için ben gençlik özelinde değerlendireceğim bu sözü. İnsan, genç olunca enerjisini bir şekilde bir yerlere aktarmak istiyor. Güç odakları da bu potansiyeli çok iyi kullanıyor. Kimileri gençlerimize bu toprakların bir imparatorluk kalıntısı olduğunu unutturup “Faşizmi” aşılıyor, kimileri ise anası İslâm olan evlattan “Komünist” yetiştirmeye çalışıyor. Birisinin bıyığı ağzının içine giriyor, diğerinin kenarlarından sarkıyor. Netice de, kıl yüzünden birbirine selam vermeyen bidon kafalar ortaya çıkıyor.

Tabii, bu anlattıklarım eski numaralar. 30-40 senelik mazisi vardır, herhalde. Ancak, yöntem değişse de amaç aynı. Günümüzde de, gelecekte de…

-peyami safa diyor ya, kendi kendimin çerçevelidiği ve çirkinleştirdiği bu dünya’da yalnızım.-

Evet, yalnızız! Tüm gençler bazen tek başlarına, bazen binlerce kişiyle beraber yalnız. Kimileri Hedonist olmuş, zevk çukuruna batmış. Kimileri Materyalist olmuş, aklını eve, anahtara, paraya satmış. Kimileri ise İdealist olmuş, başkalarının hayatı için ömrünü heba etmiş. Ve tüm gençlik Hedonizm, Materyalizm ve İdealizm çukurunda kaybolup gitmiş. Bazen tek başlarına, bazen ise topluca. Günümüzde ve tam da şu Modern Çağda.

-ne diyor seyyid kutup, islâmi olmayan şey cahilidir. hakkın ötesi yalnızca dalalettir.-

İçerisinde bulunduğumuz kaostan bizi arındıracak olanfelaha ve salahiyete erişme noktasını elbette İslam’dan başka bir sistem ve mektepte arayacak değildik. Çünkü, zaten bundan yaklaşık 14 asır evvel, İslam’ın yeryüzündeki en güzel ve en makbul timsali olan Resul-ü Zişan Efendimizgençliğini bir ümmi olarak yani etrafındaki bütün şer ve dalaletlerden arınmış olarak geçirdi ve gençliğinin dolayısıyla dinamizminin kemale ermiş yaşı olan 40’ında İslam’la tam anlamıyla şereflendi ve kendisindeki arınmışlığın kaynağını bize tam olarak göstermiş oldu. O halde bize düşen, ilk önce ümmileşmek ve sonrasında ise tam anlamıyla İslamlaşmak olacaktır.

İslamcı değil, Müslüman bir gençlik…

Aradığımız gençlik tam olarak bu. Davasından hiçbir zaman vazgeçmeyen. Hiçbir ideolojik pranga altında ezilmeyen. İslâm’ın evrensel kardeşliğine ve ebediliğine inanan. Yeri geldiği zaman bunun edebiyatını küffarın yüzüne haykırarak yapan. Üstad’ın hayallerini süsleyen, zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik. O, özgüvene sahip bir gençlik. Kendi enerjisini ve potansiyelini hak yolunda tüketen bir gençlik. İslam’ı siyaset için kullanan değil; İslam’ı hakkıyla yaşayan yani Müslüman bir gençlik…

Selam ve muhabbetle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir