Kavramlar Çarşısı

Kavramlar Çarşısı

Dervişin biri sunuverdi kelimelerini rüzgar misâli boşluğa.
Yokluğa bir taş at, varlığın sesini duyacaksın.
Boşlukta kaybolup yiterken bu söz, umulmadık bir şekilde
Bir velvele bırakıverdi arkasından.
Mana kelimelerin içine girince örtünüvermişti birden.
Halk sorup duruyordu, ne demek istemişti bu meczup?
Bir deli bir kuyuya taş attı, yokluk kuyusuna
40 sözde akıllı ki dünyaya tâlip, varlık görünümündeki yokluklarını,
Gerçek varlık için yokluğa yani kuyuya atamadılar.
Ne acı!
Bu sözü duyduktan sonra, öyle bir yük yüklendiler ki, dağlar taşıyamaz sırtında.
Hakikati de kendilerine benzetiverdiler sonunda, kambur ve çirkin…
Dillerinde inci mercan satan, özleri gafillerin tezgahına düştü bazı gerçekler.
Gerçektiler elbet, ama diller kesik, kulaklar sağır…
Alanlar sarraf değil.
Ve sonra…

Herkesin apaçık görebildiği bir heybetle çarşıya girdi derviş.
Cemâlin içinde celâl tecellisi zâhir oluyordu sanki.
Çarşının ismi yazardı kapının üzerinde: Kavramlar Çarşısı
İçeriye doğru, cebi para dolu giren herkes okurdu neşeyle bu yazıyı ama hiç düşünmezdi.
Tüm tezgahları yerle bir etti elindeki gönül kılıcıyla.
İnsanlar şaşkın şaşkın bakıp dururken, hep olduğu gibi, manasızca çevrelerine.
Derviş cebinden bir ceviz çıkarıverdi.
Fırlatınca nice kavramın paylaşıldığı yerin ortasına,
Kırılmadı, amacı kırmak mıydı, kılı kırk yarmak mıydı?
Neyi göstermek istiyordu bu eylem perdesinin arkasında?
Cevize bir kılıç darbesi indirdi de, kılıç yedi parçaya bölündü birden.
Sonra durup etrafına bir nazar etti, korkusundan ağlayan bir çocuk…
Onu çağırıverdi yanına, bir şeyler fısıldadı kulağına.
Çocuk bir şeyler söyledi, kendi duyacağı kadar.
Bir sefer söyledi ama bunu sayıyla kayıtlayamaz hiçbir insanoğlu.
Kırılıverir zincirleri tüm cihânın.
Ki öyle de oldu. Ceviz parçalandı sözün tesiriyle ey tâlip.
Ne demişti. Aslında ne dememişti.
Bir nur peydâ oldu, kavramlar çarşısının rahminden.
Derviş önce alıp o masum çocuğa ikram ediverdi.
Sonra kendi yemeye başladı herkesin içinde.
Anlam veremedi pazarda ki ins-ü cin bu olan bitene.
Oysa derviş, anlam deyip kelimelere hapsettiğimiz hakikati yiyordu da, bâtıla müptela
Nefislerin kirlettiği gözler göremediler.
Allah bes bâki heves deyip çıkıp gitti kesret âleminden.

Beğen  1
Önceki Yazı
Yazar

28 Kasım 1991 Doğumlu... İzmir'in Kiraz ilçesinde bir dağın yamacında imamlık görevini ifâ etmekte... Din, felsefe, edebiyat, tarih ve sanat hakkında okumalar yapıp şiirler ve makaleler kaleme almakta... Kendinden kendine yolculuk eden bir seyyah...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir