Kararmış Yüzlerin Güneşe Hicreti: Ramazan

Kararmış Yüzlerin Güneşe Hicreti: Ramazan

Kutlu bir zaman, kutlu bir hicret. Müminlere bahar, gönüllere rahmet. Tövbelerin kabul olduğunun müjdesi, “İsteyen yok mu vereyim” diyen Gecelerin Sahibi’nin kutlu daveti… Yönümüzü yönüne çeviren, masivayı terk edip, mâveraya döndüren… Kararmış yüzlerimizin güneşe hicreti.
Hoşça geldin Ey Sevgili!
Huzurla geldin.Firdevs-i Alâ’dan hediyelerle geldin. Huzura kabul edilmemiz için bahanelerle geldin.
Bir iftar vakti, yetimle oturulan sofrada bir oruçluya iftar ettirenin yüklü sevabını omuzlayıp
geldin. Teravihlerde kıyamda çokça duran geceyi de ibadetle geçirmiş gibidir müjdesiyle geldin.

Sahurdaki o tatlı telaşınla teheccütlere sığınmanın verdiği o büyük huzurla geldin. Mukabelelerde her gün Cebrail (a.s.) ile Aşk’ın tarifi Efendimiz (s.a.v.) soluğunu hissettirdin.
Oruçlunun ağız kokusunun bile cennet kokusuyla eş değer tutulduğu bir ilahi esinti ile geldin. Ve şimdi gidiyorsun Ey Sevgili!
Bir hazine gizledin son günlere Efendimiz (s.a.v) tembihi ile sakin ve aydınlık bir geceye, meleklerin kanadındaki huzur ve sükunete saklanan o kıymetli hazineye sarılın dedin. Arayın tek gecelerde, itikafa niyetlenin, Ya Rabbi affetmezsen gitmem huzurdan diye niyetlenin
diyerek, fısıldadın kalplerimize.

‘’Allahım! Sen affedensin, affetmeyi seversin. Benim de günahlarımı affet!’’; diye bir dua öğrettin
bize Gönül Sultanı Efendimiz (s.a.v) dilinden.
Seninle dolduk her gün her gece, ne güzel bir vuslattı. Bitmesin istedik yapıştık dizlerine, gülümsedin bize seher vakitlerinde tespihlerin sesinde.
İlla ihlas illa ihlas dedin.
İlahi ente maksûdi ve rıdâke matlûbi tefsiriyle.
Kadrini bilmek için arama telaşımıza tebessüm ettin ötelerden. Dizinin dibinde ama Yemen ilinde olan gönüllerimize her gece af diledin, Sadık dost Hz. Ebu Bekir (r.a.) diliyle

Ah Sevgili!
Şimdi nasıl korkuyorum bir bilsen, senden ayrılmak nasıl da ağır gelecek.
Çökecek yine dünya omuzlarımıza, zalim şeytanın zinciri çözülecek.

Korkuyorum utamayacağız verdiğimiz âhdi diye.
Sana yalvarıyorum bu son gecelerde, her gecende kâdr-i bulmamız temennisi ile. Teheccütleri uzatıyoruz. Hatimlerimizi çoğaltıyoruz. Dünyalık tüm işlerden izinli, gecelerimiz gündüzlerimiz seninle. Gündüzü oruçlu gecesi ibadetle geçene bayram sabahı kutlu bir müjde var çünkü Efendimiz
(s.a.v) diliyle İbn Abbas’tan (r.a.) rivayetle:
‘’Bayram günü melekler yeryüzüne iner, sokakların başında durur ve seslenirler. Onların seslerini
insan ve cinlerin dışında bütün mahlûkat işitir. Şöyle derler; ‘’Ey Muhammed ümmeti! Rabb’inize
doğru gidin, O size mükafatlarınızı versin, büyük günahlarınızı bağışlasın!’’ İnsanlar namaz kılınan yere geldiklerinde yüce Allah, meleklere şöyle seslenir:

“Ey meleklerim! Amel edenin mükafatısizce nedir?”

Melekler, ‘Sen bizim ilâhımız ve emirimizsin. Onların mükafatını ancak sen bilir ve verirsin’; derler. Yüce Allah da meleklere şöyle der:“Şahit olun! Onların oruçlarının ve gece ibadetlerinin mükafatı benim rızam ve mağfiretimdir. Evlerine bağışlanmış bir şekilde dönsünler.’; Âhh! güzel dost alırız senin kokunla birlikte berâtımızı elimize, hüzün kokar bayram sabahı yer yer çatlamış toprağa değen yağmur misaliyle. Sarılırız sana doya doya yetimlerin gözlerinde, bayram ziyaretletinde, çocukların tebessümünde. Selvi boylu bir Yâr’dan ayrılmış gibi, “Ya nasip bakalım seneye” diye ciğerimize iner yaşlar.

Ve sen bakarsın ötelerden, unutma ne olur Sen de hatırla bizi gittiğin yerlerde.
“Ne güzel bir haneydi, bizi mesut etti” de olur mu?
Biz öyle yapamasak bile, “Kadrimi de bildi kıymetimi de” deyiver olur mu?
Bizim dilimiz marazlıdır, derdimizi zor anlatırız ulu mahkemede. Sen bize inşirah ol, Musa (a.s)’a yardım eden Harun (a.s.) suretiyle. Bayramdan sonra bize kalan tüm güzellikler, şevval duruluğunda senden hediye…
Âhh Sevgili! Ey Sevgili!
Bütün yarımlarımızı tamamlayıp gidiyorsun ya şimdi. Ardından hasrette bir gönül, içli bir dua
Sahabe-i Kiram Efendilerimizin (r.a) diliyle
Ya Rabbi Ramazanı bizden razı eyle ve bizi ulaştır yine ümmetin baharı olan çiçeklerin açtığı bu
kutlu mevsime…”

Beğen  
Sonraki Yazı
Yazar

1986 Samsunlu doğumlu, Ebrar ve Ertuğrul isimli iki emanetin emanetçisiyim. Eğitime açıköğretimden devam eden, fiili okuma yazma gayreti olan okur-yazarım. Genç nesillere faydalı olmak adına gençlik kulüplerinde eğitim görevine devam etmekteyim. Yazma hikayem okumakla başladı. Tasavvuf ve aşka dair okumalar rehberim oldu. Temennim bir ömrü kalbimin rehberi eşliğinde yazarak ve yaşayarak geçirmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir