Yazılar

Kahraman Türk Anası: Nene Hatun

Başımızdan geçen sayısız felaketlere karşılık efsanevi kahramanların sıra dağlar gibi abideleştiği bir
coğrafyadır Anadolu. Bu toprakları bize vatan yapan büyük ve şanlı ecdadımıza daima şükran ve
minnet borçluyuz. Yakın zamanda Rus istilasıyla edilen mücadelenin hiç şüphesiz en muzaffer
isimlerinden biri de Nene Hatun’dur. Vatan ve millet meselesi Erzurumlular için iman meselesi haline
gelmiştir.

1828- 1829 Osmanlı- Rus harbinde beraberinde gerçekleştirilen 1853-1859 Kırım harbinde ve son
olarak 93 harbi olarak şanlı tarihimize geçen Osmanlı- Rus savaşında Erzurum halkının mefkuresi
bayrağımızı daima dalgalandırmıştır. Yine bu ruh, parçalanıp yok edilmek istenilen vatanın milli birlik
ve diriliği için Erzurum kongresini toplamış ve emsalsiz bir mücadele örneği vermiştir.

Tarihimiz, Türk milletine şunu öğretmiştir ki; güçlü olan ve sürekli ilerleyen milletler milli varlıklarını
ve vatanlarını koruyabilirler. Erzurum bunun en iyi örneğini teşkil etmektedir. 1. Dünya savaşından
sonra cumhuriyetle birlikte küllerinden yeniden doğan bir Erzurum bizleri selamlamaktadır.
Doğusunda batısında bu aziz vatan için dünde, bugünde olduğu gibi ve yarında olabileceğinin
şuuruyla binlerce şehit verecek bu mukaddes vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi,
gazilerimizi rahmetle yâd ediyoruz.
93 harbi olarak tarihimize kanlı harflerle işleyen bu savaşta Rusların doğuda ilerleyişlerine karşılık
emsali olmayan bir başkaldırı sergilenmiştir.

Nene Hatun; 1857 tarihinde Erzurum da dünyaya gelmiştir. Erzurum’un Çeperli köyüne mensuptur.
Kocası Mehmet Efendi 93 harbinden sonra vefat etmiştir.

Nene Hatun’un altı çocuğu dünyaya gelmiştir.
Dördü erkek ikisi kızdır. Kızları ile üç oğlu ölmüş sadece bir oğlu hayatta kalmıştır. Nene
Hatun hayatının sonuna kadar tek oğlu ve torunlarıyla birlikte yaşamıştır.. Vatana hizmet tertibinden
dolayı 170 lira maaş verilmiştir. Ömrünün sonuna kadar Erzurum da yaşamıştır.22 Mayıs 1955 yılında
yakalandığı zatürre hastalığından dolayı vefat etmiştir. Nene Hatun’un yıllardan beri unutulmamasını
sağlayan, Türk kadının gücünü – varlığını emsalsiz bir şekilde temsil etmesi şu olay ile hayat bulur:

93 harbi sırasında Doğu Anadolu’da hızla ilerleyen Rus ordusunun Erzurum Aziziye Tabyasına
girmesiyle başlamıştır. Derin ve sessiz bir gecede kahraman Türk askerini uykuda yakalayıp kılıçtan
geçiren Rus ordusu arkadan gelen bir kuvvet eşliği ile hiç zorluk çekmeden tabyayı ele geçirmiştir. Bu
olaydan yaralı olarak kurtulan bir asker Erzurumlulara sabah ezanında şu sözleri ulaştırmıştır “Moskof
Aziziye Tabyasını ele geçirdi.” Bunun ardından sokaklarda bir hengâme bir bağırış ve bol bol acı…

Zaten bu topraklar hüzün ile yoğrulmamış mıdır? Düşman kuvvetli, halkımızda ise iman… Çoluk çocuk,
genç-yaşlı ana- babasını bırakıp karıştı korkusuzca yürüyen cengâverlerin arasına.
Tüm bunlar olurken sıra sıra evlerin birinde baş ucunda bir gece önce yaralanıp gelen ağabeyi
uzanmış boylu boyunca yatıyorken, kucağında üç aylık çocuğunu emziren Nene Hatun baktı evladının
yüzüne uzun uzun yirmili yaşlarda, genç, bir o kadar da korkusuz. Öptü çocuğunu bastı bağrına ve
mübarek ağzından şu cümleler çıktı: “ Seni bana Allah verdi, ben de seni Allah’a emanet ediyorum.”

Aziziye Tabyasının sırtları bu karışık insan kütlesiyle dolmuştu. Ruslar, bu mukaddes gaye uğruna
şahadet mertebesine ermek isteyen ve bu arzu ile yılmadan, korkmadan koşar adımlarla, canla başla
harp etmeye azmetmiş ve coşkun seli durdurmak için göz açtırmayacak derecede top ve tüfek atışı
yapmışlardır. Aralarında bir çok insan o yüksek mertebeye ulaşmasına rağmen onlar yılmadan
yollarına devam etmişlerdir.

Hep bir ağızdan çıkan “Allah Allah ” nidaları dağı taşı inletir. Nihayet bu
zorlu ve meşakkatli yolun sonunda tabyaya ulaşırlar. Ruslar kaçarken olanca güçleri ile onlara taş
atmışlardır. Hatta kadınlarımız peştemallerindeki taşları düşmana nara atarak savurmuşlardır. Rusların azalan kuvvetleri bizim ise vermiş olduğumuz şehitlerin kuvvetiyle kuvvetlenip hürriyet
uğrunda şahlanan kahramanlarımız vardı. Düşman bir mum gibi dakikadan dakikaya eriyor ve bu
yenilgiyi hazmetmeye çalışıyordu. Moskoflar hezimet , bozgunluk ve hayal neticesinde kabına
çekilmişti. Nene Hatun şanlı tarihimizde ilelebet şerefle yâd edeceğimiz kahraman kadınlarımızdan biridir.

Hiç şüphesiz gün yüzüne çıkmayan, varlığından bihaber olduğumuz daha binlerce Türk kadını bu
topraklarda yaşamış ve varlığını vatanına milletine feda etmiş bulunmaktadır. Nene Hatun ve diğer
tüm kadın kahramanlarımız gözlerini huzur ve emniyet ile kapamışlardır. Çünkü peşi sıra binlerce
Nene Hatun bu topraklarda yetişmiştir ve yetişmeye devam edecektir. Şu bir gerçektir ki her milletin
kendine ait bir hamuru olmaktadır. Bu milletlerin hamurları birbirine hiçbir koşulda benzemezler. Hep
başka başkadırlar. Kahramanlık, cengâverlik yolunda başta gelen bir millet var ise o da Türk milletidir.
Asil varlığıyla Türk milletini ebedileştiren kahraman Türk kadınlarının bizlere örnek ve cesaret vermesi
dileğiyle.

Yazar Hakkında

Fatma Aslan

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Kasım Sayımız Yayımlandı

Herald

11. sayımızda "Ölüm" dosyası ile karşınızdayız. İsmail Kılıçarslan ile yaptığımız söyleşi dilhanenize konuk oluyor.

Hemen Oku!