Cuma, Temmuz 19, 2019
Dilhane > Söyleşiler > İbrahim Sadri ile Söyleşi

İbrahim Sadri ile Söyleşi

Merhaba İbrahim Bey. Şiir nedir?
O kadar çok tanımı var ki şiirin. Neredeyse herkes için farklı bir anlamı, farklı bir duruşu var. Yine de insanın kalbinden geçenleri, içinden geldiği gibi ortalığa dökmesi diye bir tanım getirebiliriz belki.. Benim içinse şiir, kendimi ifade etme yöntemi. Bir çeşit konuşma. Ya da hatıralara uğrama metodu. Hayatın koridorlarında savrulup giderken , “bir dakika ben de buradayım” diyebilmektir diye düşünüyorum.

Sizce şiirin hayatımızdaki yeri nedir?

Giderek anlamsızlaşan ve merhameti her geçen gün daha da azalan modern dünya düzeninde bize kalbimizi, cesaretimizi, merhametimizi hatırlatmaya devam ediyor şiir..

Her şeyin ibreler, tarifeler, kurallar, randevularla ve benzeri acımasızlıklarla örüldüğü bir çağda, şiir insan yanlarımızın kapısını açı tutmak için çırpınıp duruyor.

Severken, özlerken, kaybederken, beklerken, unutmaya çalışırken şiire ihtiyacımız var.

Bence hayatımızdaki asıl yeri budur şiirin.

En çok hangi duygu hâli sizi yazmaya iter?

Hemen hemen her duygu şiir için kışkırtıcı bir özellik taşır. Ama en çok hüzündür şiirin kapısını tıklayan.. Ahmet Haşim boşuna “melali anlamayan nesle aşina değiliz” demiyor.

Şiirin tabiatında var bu duygu.

Okumak bir ihtiyaç mıdır, bir kaçış mıdır? N’için okuyoruz?

Elbette bir ihtiyaçtır. Hayatımızda öyle kılmak  gerekir. Okumak dışında hiçbir entelektüel beslenme yöntemi ruhumuzu gerçek anlamda doyurmaz. Dijital ve sanal bir dünyanın tam ortasında kitaba yönelmek, aynı zamanda bir başkaldırı yöntemidir de.. Mevlâmızın bize önerdiği de budur elbet. Hepimizce malum ki yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in vahyolunan ilk kelimesi “oku”dur. Bu genel önermenin ışığında okumaktan yana olmak, fıtrattan da yana olmaktır.

Siz hangi türde okumayı daha çok seviyorsunuz?

Şiir, deneme ve tiyatro metinlerini okumayı öncelikle tercih ederim. Bir de dergileri okumayı seviyorum. Farklı yazarların farklı metinlerini aynı çatı altında buluşturan dergiler hep ilgimi çekmiştir. Aynı zamanda dergilerin okul işlevi taşımalarına da hep saygı duymuşumdur.

Hangi yazar/şair sizi çocukluğunuza götürür?

Orhan Veli. O benim çocukluğumun İstanbul’unu anlatır. Gençliğim ve hatıralarım ise Cahit abinin Cahit Zarifoğlu’nun yazdıklarındadır. Başta “Yaşamak” isimli sıradışı günlüğü olmak üzere, Zarifoğlu benim için anılar denizinin gül yaprağıdır.

“Dönüp dolaşıp okurum” dediğiniz şiir?

Epey var. Şudur diyerek diğerlerine haksızlık etmek istemem.

Ama bir kaç tanesini saymak gerekirse; Mihriban, Ben Sana Mecburum, Acz, Siyah Gözlerine Beni de Götür demiş olayım.

Dilhâne’nizde yer edinmiş bir dörtlüğü bizimle paylaşır mısınız?

“Gözlerin gelir geçer içimden su içerken sen

Sokulurken akşam kızıllığına, ekmeği bölerken

Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,

Kör olsun sözlerim unuttuysam adını”

(Nan Gibi 1999)

Bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz İbrahim Bey.

Teşekkür eder, çabanız ve gayretinizin daim olmasını dilerim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir