Pazar, Ekim 20, 2019
Dilhâne > Yazılar > Hüznü Saklayan Neşe

Hüznü Saklayan Neşe

Uzak gecelerin hüznü çöker her sabah güne. Gecenin ruhunu içer şafakla güneş. Hüzün karışır mayasına. Hüznü saklayan neşe…

 

Hayatın derin gecesinden, ötelerin sonsuz aydınlığına uyanış olan ölümün, fani timsalidir güneş. Hayatın ilk ışığı, ilk şarkısı… Sabahları yeryüzünden koşarcasına kaçan, akşamları yeryüzünden koparcasına düşen…

 

Her sabah güneşin altın saçları dokunur tüm gözlere. Kınından çıkan güneş hayata sokulur sessizce. Çıktığında her sabah karşımıza, bir göğsün engininde kanatlanır yürekler. Sığmaz ufuklara… Kalp bilir ışığın sırrını, gönül duyar fısıltısını. Kamaştığında gözler, serpilir yürekler.

Darağacındaki umuttur her doğan gün… Bir bakışıyla karanlık gökyüzünü aydınlığa boğar. Kanat çırpar güneşle her sabah kuşlar. Bir dokunuşuyla çiçekleri uykularından uyandırır. Rengârenk yüklerini yüklenir, çiçekler. Goncalar sakladığı hayalleri saçar. Çiçeklerin dilini öğrenir şairler. Bilinmez, kaç güneş taçlandırır parıltısıyla bir ömür şairlerin başını. Kabaran yüreklerle beklerler ufuklarda şafağı…

 

Güneş geldiğinde ay ve yıldızlar saygıyla çekilirler gökyüzünden. Gecenin gölgesi gündüzün eksildiği yerde saklanır. Ruhu dinlendiren uyku, hırsız gibi gündüzleri gözlerde görünmez olur. Düş yumağı gözlerden siler, soluk ayak izlerini. Hızla eskitir hatırası bol gözleri. Yerlerini değiştirir gölgeler, o hareket ettikçe.  Tüm gözlere konuşarak, konuşmamış olur aslında kimseyle. Tüm gözler eşit uzaklıktadır, ışığına. Mağrur yalnızlığını yaşar, kendi aleviyle… Gecenin üfleyişiyle her günün sonunda yorgun düşen güneş, her sabah küllerinden alev alır ufkun ardında. Geceyi dağıtır güneşin şafak rüzgârı. Işıktan süvariler kır atlarıyla deler geçer geceyi. Mezarların varlığı nasıl işaretse dirilere, gecelerin varlığı da işarettir gündüze.

Ve bazen insanlığın tüm günahlarını affettirmek istercesine, gözyaşları gibi rahmet yağmurları yağdıran bulutların arkasında sabırla bekler, güneş. Geceleri hayallerle yontulurken sevda heykelleri, doymak bilmez gözyaşlarıyla köpürdükçe gözler, nöbeti tutulan sevdaların habercisidir her gecenin ardından ışığıyla. Damarlarımızdaki kanın kızıllığıyla gülümser, şafakla. Hayatın alnına ateşten derin çizikler atar hiç bıkmadan. Toprağın altına sürüklenip giderken insanlar…

 

Yüreğini kuşanıp gir ışığa. Işığı gören ağaç köklerini derinlere atabilir. Işığı gören tohum boşaltır yükünü. İnsanın değeri yüreğinin gölgesiyle ölçülür, ateşin sınamasında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir