Yazılar

Hoşgeldin; Ruhumun 30 Dişli Anahtarı

…Sabah her zamankinden erken kalktı. Güne erken başlamanın neşesini hissetti iliklerine kadar. Tutukluydu. Daracık bir alanda kabz hâlinde, 11 ay, ayaklarından,
bileklerinden bağlıydı. Öyle bir bağ ki aynı zamanda tüm vücudunun da hareket
kısıtlılığına neden oluyordu. Ancak yılda sadece 1 ay tüm prangalar çözülüyor ve
serbest kalıyordu. Her şeyi yapması serbestti 1 ay boyunca. Özellikle iyi ve güzel olana gitmesi; yeşile, maviye bakması engelleniyordu. Ancak 1 ay boyunca aklına gelebilecek her şey serbestti. İster bulunduğu yerde kalmaya devam eder; ister zaten yasaklı
olmayan işleri yapmaya devam eder; isterse de tüm engelleri kalkan yasaklara koşar,
kendini 11 ay ayakta tutacak kadar doyururdu.

İşte vücuttaki ruhun tam manasıyla hâli. Vücudumuzu, her azalarımızı ele geçiren; her
güzel iş yapacakken kulağımıza, bizi ondan döndürecek şeyleri fısıldayan nefis… on bir
Ayın Sultanı Ramazanı şerifin gelmesiyle hareket kısıtlığı yaşayacak ve ruh yaratıldığı günkü gibi özgür olacak.

On bir ayın kasvetini, hüznünü, daralmışlığını; otuz günde cilalayan, ruhu ilk gün ki neşesine kavuşturan Allah’a hamdolsun. Bir mahyası olmalı şimdi bedenin. Baştan başa yazılmış ve mahyadaki her harfi tüm benliğine sinmiş bir de ruh. Öyle sindirmiş ki, otuz
gün sonra ışıkları söndüğünde bile bir ay pırıl pırıl parlayacak ve aydınlatacak ruhumuzu.

Ta ki bir sonraki sultan gelene kadar ışıklarını hiç söndürmeyecek. Zaman
zaman nefsi rahatsız edecek, ışığı kısılacak belki ama hiç sönmeyecek. Bir sonraki yıl bir başka mahya süsleyecek bedeni ve o da hiç sönmeyecek. Bir birini takip eden bu ışıklar öyle güçlenecek ki zamanla nefis zaten sultan gelmeden de zayıflamış ve koyduğu yasakları uygulayamayacak hale gelecek. Sesi kısılacak. Ne kadar bağırsa da
duyulmayacak. Duyulsa da tesiri olmayacak.

On bir ayın sultanı her bağlanmış nefse de gelmez muhakkak. Şehri ramazan aydınlanmışların ve aydınlanacakların ayıdır. ‘’OKU’’ emrinin hayat bulduğu,
Kuran-ı kerim’in indirildiği aydır.

Kitap kimler için kıymetli ise Şehri ramazan da onlar
için kıymetlidir. Zincirlerini kırmak isteyenler içindir, ruhun salıverilmesi. Halinden hoşnut, prangalarını seven biri için ‘hadi açtık kilitlerini’ demenin ne faydası olabilir?
Yürümesi beklenebilir mi?

Şehri ramazan gelişiyle bir de ‘oruç’ kavramını getiriyor hayatımıza. Yani ‘haz veren şeylerden biraz uzak dur.’ Haz öyle bir şey ki keyfiyet arttıkça ona düşkünlüğümüz artıyor. Bir zaman sonra kendimizi sadece o hazzı yaşarken ya da onu arzularken
buluyoruz. İşte Şehri ramazan uyarıyor: ‘Eline, diline, gözüne, ayağına, midene, aşağı uzuvlarına vb. oruç tuttur.’ Eline oruç tuttur ki olur olmadık her yere uzanmasın.

Uzandığı her maddeye gönlünü bağlamasın. Diline oruç tuttur ki, malayaniden, adam
çekiştirmekten, yalan söylemekten vs. uzak durasın. Kısacası azaların dinlensin. Kısacası her azan yaratılışında olduğu gibi asıl görevine dönsün. Kısacası ruhun yerini ve kendini bulsun.

Şehr-i Ramazanın kelime manasını düşünecek olursak da ramazan kelime olarak ‘kızgınlıktan (sıcak) yanmak’ manalarına gelir. İşte böyle 40 ayaklı nefsimizi hafif hafif
tutuşturup ruhumuzun on bir ay boyunca yerini genişleteceğimiz mübarek bir ay aslında. Mevlana’nın dediği gibi ‘Hamdım, piştim, yandım…’ Şehriramazan bizi
olmaya, kul olmaya götürüyor.

Oradan da aslında hiç olmadığını, ya da ‘HİÇ’ olduğunu anlamaya götürüyor. Tabi bunları hepsi biz onu anlar ve yaşarsak gerçekleşiyor. Şehr-i Ramazanı hakkıyla karşılayan, hakkıyla yaşayan, hakkıyla uğurlayan ve Rabb’in cc.
‘RAZIYIM’ nidasına muhatap olanlardan olmak duasıyla…

Hoş geldin;
on bir ayın sultanı,

Hoş geldin;
bin aydan hayırlı,

Hoş geldin;
orucun, teravihin,
Fıtr’ın ev sahibi,

Hoş geldin;
ışığım, ateşim, sabrım,

Hoş geldin…

Yazar Hakkında

Merve Diken

1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Eylül Sayımız Yayımlandı

Herald

Dilhâne'nin 9. sayısı yayımlandı. Bu sayıda Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Hamdi Köksal ile söyleşi yaptık. Eylül sayımız ile aramıza katılan Bertan Rona, "O'nun Kokusunu İzledim" isimli yazısı ile okurlarımızı selamladı. Fatih Duman ise "Ben Zamanı Hesap Edemiyorum" başlıklı yazısı ile Dilhâne okurlarına Merhaba dedi..

Hemen Oku!