Keşf-i Köşe

Hem Taht Hem Türbe

Şehr-i İstanbul’un seması, şehrin dört yanından yükselen ezan sesleriyle dolar günde beş vakit. Bu ilahî çağrılar İstanbul’un manevi atmosferini artırırken ezanların yükseldiği camiler ise şehrin güzelliğine güzellik, tarihine ise zenginlik katar.

İşte o camilerden biridir Şehzade Camisi…

Mimar Sinan’ın “çıraklık eserim” dediği, ardında hüzünlü bir hikâye bırakan Şehzadebaşı Camisi diğer adıyla Şehzade Mehmet Camisinin hikâyesi, bilen herkesin duygularına dokunuyor.

Osmanlı döneminde padişahların kendi adına yaptırdıkları camilere “selâtin” adı verilirdi. Bu camiler mutlaka padişahın kendi servetiyle yapılır, devletin hazinesinden bir kuruş alınmazdı. Cihan Sultanı Kanuni’nin de bu niyetle temelini attırdığı camiye Şehzade isminin verilmesinin nedeni; 22 yaşında Saruhan Sancak Beyi iken Manisa Sarayında vefat eden oğlu Şehzade Mehmet’tir. Bu olay Cihan Sultanı da olsa bir baba olan Kanuni Sultan Süleyman’ı derinden üzer.

Şehzadebaşı Camisini diğer camilerden ayıran en önemli özelliği Şehzade Mehmet’e hem taht hem de türbe olmasıdır. Şehzade Mehmet’in kabri üzerinde gösterişten uzak, basit yapıda bir taht vardır. Tahtın kabrin üzerinde olmasının sebebi Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Mehmet’i varisi olarak görmesidir.

Koca Sinan’ın mimari dehasının ilk basamağı Şehzadebaşı Camisi, kare planlı olup üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbeyle örtülmüştür. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe vardır. 18.42 m’lik kubbesi dört büyük yarım kubbeye yaslanır. Mimar Sinan yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide, dört yarım kubbeli ideal bir merkezî yapı meydana getirmiştir. Şadırvan avlusu 12 sütun üzerine 16 kubbeden oluşmaktadır.

Şehzade Mehmet türbesinin iç kısmı, kubbe eteğine kadar çiniyle kaplıdır. Çinilere sarı zemin üzerine mor, firuze, yeşil, kırmızı ve beyaz renkli bitki ve çiçek desenleri işlenmiştir. Pencere kemerlerinin içlerinde lacivert zemin üzerine beyaz hatla yazılı panolar, alt ve üst pencereler arasında yine lacivert üzerine beyaz hatla yazılı bir ayet kuşağı yer alır. Kubbenin içi malakari nakışla bezelidir. Türbenin tek sakini Şehzade Mehmet değildir, kardeşi Şehzade Cihangir ve kızı Hümâşah Sultan yatmaktadır.

Hikâyesiyle, mimarisiyle, manevi atmosferiyle ruhlarımıza dokunan Şehzade Camisi hakkında bir rivayette denilir ki; “İstanbul’un altmış kapısı vardır, altmış kapının ortası Şehzade Camisi’dir”. Şehzade Mehmet Camisi üzerinden asırlar geçmesine rağmen hâlâ dimdik ayakta durmakta ve görenleri etkilemeye devam etmektedir.

Yazar Hakkında

Asiye Eroğlu

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Ekim Sayımız Yayımlandı

Herald

Ekim sayımız yayınlandı. 10. sayımızda "Gönül" dosyası ile okurlarımıza merhaba diyoruz. Şakir Kurtulmuş ve Mahmut Bıyıklı ile yaptığımız söyleşiler Ekim sayımızda.

Hemen Oku!