Hasret

Hasret

Belki siz anlarsınız yüreğimdeki ateşi, yüreğimi kasıp kavuran özlemi, gidişinin üzerinde günler geceler geçtikçe kat kat artıyordu özlemi ama anlamıyordu . Buğlem belki siz yarama derman bulursunuz diye anlatıyorum sevdamı, nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum hiç ; öyle çaresiz ve acizim işte… Gidiyorum dediği gün beklemeye başlamıştım sevdiğimi. Toprak suyu nasıl bekler , anne yavrusunu nasıl beklerse, öyle özlemle sabırla bekledim. Kavuşmak için ayrılmak gerek bazen. Ölmemek için ölmek gibi…
Gurbet olmasa ne tadı kalır vuslatın demişti sevdiğim, ben ise kulak asmıyordum bu laflarına sadece onu yanımda istiyordum. Bir ömür uzunluğunda düşüncelerle başka bir alemden bakıyordum o ise isyanı nefsine itaati Rabb’ine idi ben ağladım, gök durdu ve ben sustukça gök gürlüyordu. Sözlerim varlığımdan utanmıştı sanki, nefes alamıyor gibiydim. Yılların bile üzerimde görmeye alıştığı hicran hâli tek bir kelimene canını verirdi. Zamanla geçer dediğim yaralarımın tek merhemiydi. Gerçekler hep acıdır derler. Hayır! Öyle birşey olamaz derken;kendimi acıyı yaşarken buldum. Ne kadar zor varsa, onunla savaşırken buldum…
Yalan olanı mı yaşamalıydık?
Yada gerçeğe inanmalı mıydık?
Hiç bir şey bilmesem de, biz en gerçek olanıyız onu biliyorum. Ve aynı zamanda en acı olanı…
Sen uyurken yazıyorum bunları . Gözünü açtığında bizi oku diye…
İnsan sevmeyince hayatta hep bir adım geriden gidermiş. Allah için sevmek bizi on adım öteye attı; buda sevmenin kaderiymiş. İmtihan dolu bir sevda da herşeye ‘’ eyvAllah ” deyip sevmeye devam etmek de her yiğidin harcı değilmiş!
Günler geçtikçe mutlu bir ömre temel atıyoruz.
Toprağa tohumlar ekiyor, papatyalar büyütüyoruz. Bizde gayret çok, çünkü biz umudu içimizde besliyoruz.
Demem o ki; herkese selam sana hasret…

Beğen  
Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir