Pazar, Ekim 20, 2019
Dilhâne > Köşe Yazıları > Hâli Pür-Melâl’imiz

Hâli Pür-Melâl’imiz

Merhaba Dilhâne okurları;

Sizleri selamların en güzeli ve en özeliyle selamlıyorum. Bizler milli, mânevi değerlerini muhafaza eden, birbirine sahip çıkan; birinin evi yansa kim olduğuna, hangi dinden, hangi mezhepten, hangi partiden, hangi dünya görüşünden olduğuna bakmadan yardımına koşan bir milletin torunlarıyız. En azından asırlardır böyleydik. Ya şimdi?

Dünyanın jandarmalığına soyunan ülkeler, bir takım sinsi planlarla ilk önce İslâm coğrafyasındaki ülkelerin arasına yüksek duvarlar ördüler. Allah’ın bizleri kardeş kıldığı Müslümanları değil her türlü sapkınlığın, gayri ahlâkî hayatların hâkim olduğu BATI ülkelerine hayran olmamızı istediler. Bunu tamamen değilse de kısmen başardılar mı? Evet. Artık TV’de dizi ve sinema filmlerinde inanışımıza ters gelen söylem ve eylemlere bırakın tepkisizliği, merak ve heyecanla destekler halde değil miyiz? Kendi ülkemizde yolda, kafede karısını öldürmeye kasteden bir caniyi durdurmaya çalışmak yerine cinayetin birinci derecede şahidi olmak pahasına olayın video görüntüsünü çekmekle meşgulüz.

Sahip olduğu az bir dünyalıkla mutlu olmayı başaran ceddimizin, refah sınırları ve maddi imkânları ceddimizin sahip olduklarına kıyasla daha geniş olduğu halde mutsuz, huzursuz, bunalım içinde, psikologların, psikiyatristlerin terapilerine mahkûm torunlarıyız. İstatistiki veriler ülkemizde evlenme oranın düştüğünü, boşanmaların arttığını gösteriyor. MAK Araştırma Şirketinin 2017’de yapmış olduğu ankete göre yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde; yüzde 14 Allah’a inanmıyor. Yüzde 25 Meleklere inanmıyor. Yüzde 24 Kurân-ı Kerîm’e inanmıyor. Yüzde 74 Kurân-ı Kerîm okumuyor. Yüzde 37 Peygamber Efendimiz’e (Hz. Muhammed sav) inanmıyor. Yüzde 45 kadere; hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmıyor. Yüzde 27 öldükten sonra dirilmeye ve hesaba çekileceğine inanmıyor. Yüzde 68 Kur’ân-ı Kerîm’i Arapça olarak okuyamıyor. Yüzde 83 Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe mealini hiç okumamış. Yüzde 78 namaz kılmıyor. Yüzde 55 Ramazan’da oruç tutmuyor. Yüzde 65 hiç Kur’ân kursuna gitmemiş. Yüzde 77 Peygamberimizin hayatını hiç okumamış. Yüzde 43 hiç camiye gitmemiş. Yüzde 49 evlenirken dindarlık çok önemli değil diyor. Yüzde 59 selamlaşırken ‘Selamun aleykum’ demiyor. Yüzde 46 halifelik istemiyor. Yüzde 35 gusül abdesti almıyor ya da bilmiyor. Yüzde 20 dua etmiyor. Yüzde 10 günah işlediğinde pişman olmuyor.

Ateizmin bir durak öncesi sayabileceğimiz Deizm giderek yaygınlaşıyor. İşte yedi kıtada İslâm’ın sancaktarlığını yapan şanlı ecdadımızın mirasını taşımakla mükellef olan bizlerin şuan ki hâli pürmelâli. Her kuşak bir öncekinden aldığı kutlu sancağı, kültür mirasını kendisinden sonraki kuşağa teslim etmekle sorumlu. Fakat bu kutsal emaneti bir kitap üzerinden örneklendirirsek her kuşağın bir sonrakine teslim etmek zorunda olduğu kitabın (kültür mirasının) birkaç sayfası eksilerek teslim ettiğini düşünürsek acaba o kitap giderek yok olursa biz artık kimlerin kitabını taşımak ve sonunda torunlarımıza teslim etmek zorunda kalırız? Bizler son nefesimize kadar kendi kültürümüze sahip çıkmak sonrada bizden sonraki kuşaklara bırakmak zorundayız. Bizler 14 asır önce gelen emaneti ne kadar muhafaza edebildik ki?

Dikkat ederseniz öyle bir zaman içerisinde yaşıyoruz ki emr-i bi’l mâ’ruf nehy-i ani’l münker ile sorumlu olduğumuz halde artık yanlış yapan birisine “Bu yaptığın İslâm’a aykırıdır, günahtır” demeye çekinir olduk. Neden? Çünkü toplumumuzda bizlere bu konuda rol model olacak insan sayısı giderek azalıyor. Hâlbuki İslâm bize sadece öğrenmek için değil öğrenip aynı zamanda hayata tatbik etmek için gönderildi. Ne kadar yediğimiz değil ne kadarını hazmettiğimiz önemli. Ne kadar bildiğimiz değil ne kadarıyla amel ettiğimiz önemli.

Bu milleti bozmak için biliyorlardı ki milli ve manevi değerlerinden koparmak gerekiyor. O halde ilk önce bu milletin dayandığı tutunduğu dalları koparmak gerekiyordu. Bunu nasıl yapabilirlerdi? Elbette dini temsil eden insanlara olan güveni sarsarak. Öyle bir hale gelmeliydi ki nerede TV ekranına, internet kanallarına çıkıp insanlara dini anlatmak isteyen birileri olursa onların niyetleri iyi olsa da zahiren ağızlarından çıkan cümlelerin önünü arkasını kesip malzeme üretebilsinler. Evet, o insanlardan bazılarının birçok eksiklikleri, yanlışlıkları, hatalı tarafları olabilir. Ama göz önündeki o insanlara güveni sarssınlar ki göz önünde olmayan manevi sultanlara akın eden yüzbinlerin önünü kesebilme hayallerini gerçekleştirebilsinler.

Allah bu necip milleti görünen ve görünmeyen bütün İslâm düşmanlarının şerrinden muhafaza eylesin. Vesselâm…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir