Gurbet

Akşam oldu yine bastı karanlık, bir pencere kenarında gözlerim dışarıda geziniyor. Aklımda memleket; ana, baba, eş ve dost.. Bir ara gözüm sokak lambasına takılıyor. Akşamın bir veba gibi insanın içine işleyen zifiriliğinden birkaç metrekarelik alanı aydınlatıyor. Birden aklıma köyüm geliyor. Doğup büyüdüğüm yerler… Saklambaç oynarken saklandığım ve suyunu kana kana içtiğim çeşme… Köyden şehire göçüşümüz, o gün beni kovalayan köpekler, liseyi kazandığım gün, lise yıllarımdaki yaramazlıklar, üniversite sınavına girişim…Hepsi teker teker bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Gurbet işte. Altı harfli sözcük ama koskoca bir yalnızlık. Gurbette olduğunu ne zaman anlar insan? Otogarda… Binersin bir otobüse, oturursun koltuğa dışarıda yaşlı gözleriyle el sallayan annen ve sen üzülme diye dik duran babanı gördüğün zaman gurbet başlar. Gidiyorsun seni doğurup büyüten insanların olmayacağı, tek başına olacağın bir yere. Gurbete…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir