Gücenik Deliler

Gücenik Deliler

1
Derine batıyorum, en derinine kendimin
gök yeni bir isim sarkıtıyor göğsüme,
bilinmedik yüzler görüyorum;
sıska ve nursuz gölgeler karşılıyor beni,
işte bu olmalı diyorum: Ölüm…
İnsan telaştan ve başka birkaç şeyden ibaretmiş
mesela dalgın bir bakıştan, gümandan, külfetten
ve alnına yazılmış üç beş satırdan,
ne zaman izaha cüret etsem
bir sağanak uyandırır beni uykumdan
bildim ve uğursuz, uyumsuz bir ıslık çaldım
bakir sövgülere, kehanetlere, daha birçok şeye…

2
Kuşkusuz imrendiriyor koca adamları,
bir çocuğun oyuncak belleyişi dünyayı
umursamak ne büyük bir devrimdir şimdi
şakaklarına kına yakar gibi kan yakılan
bebek cesetlerini…
Kırık bir aynada seyrediyorum yüzümü
yüzümde utancın bin bir rengi;
ah, gözü dünyaya kapalı, öteye açık babalar
sesi kısık, uğultusu vaveyla analar
sizi yalnız gücenik deliler anlayacak…

3
Kötü bir düşünce geçiyor
aklımdan
bunu atmalıyım,
yutkununca bir şair gibi
olmalıyım,
seğirtince meczup
ve sevdiğimin yüzüne
bakmalıyım,
en az baktığım kadar bir vitrine
parmak uçlarım utandırmalı
dokunduğum yeri
ve ben her alkışımda
ölmeliyim,
köşe başlarını tutan her bir
delinin
alnından öpmeliyim
ki en iyi onlar anlardı…
bir ıslık çalmalıyım en
Beterinden
bakir sövgülere,
kehanetlere,
Daha birçok şeye…

Beğen  
Önceki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir