Getirmek / Yitirmek

Getirmek / Yitirmek

Aile kurumu için, ‘toplumun en temel yapı taşıdır’ ifadesini kullanırken, yine toplumun sistemli en küçük örgütüdür de diyebiliriz. Her ailenin ise kendisine has gelir ve giderlerinin olması pek tabiidir. Her ne kadar modern çağın bir getirisi olarak cinsiyet tabanlı bir görev paylaşımı yapmak günümüzde zor olsa da, bu ihtiyaçların karşılanması hem törece hem dince babaya yüklenmiştir. Bütün bu hususların çerçevesinde bu ay ki yazımız, tamamı ile öznel bir yorum olmakla beraber biraz da mizah katmak adına kaynanalık vazifesini yerine getiren bir kişi tarafından söylendiğine inandığım “Erkek getirmeyi, Kadın yetirmeyi bilmeli” atasözümüzün etrafında şekillenecektir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi baba evin ihtiyaçlarını görmek ile yükümlüdür ancak getirmeyi bilmesi yetmediği gibi aynı zamanda getirdiğini de bilmelidir. Kazancını helal yollardan aramalı, bulduğu takdirde ise helal olanını tercih etmelidir. Ailesinin maddi hayatını iyileştirmek isterken, manevi hayatını zedeleyecek kazançtan da kaçınmalıdır.

Peki sadece eve para getirmek yeterli midir? Tabi ki hayır…! Kazancın miktarı ne kadar fazla olursa olsun, yetirme olmadan geçinmek mümkün değildir. İşte bu kısımda ise devreye kadınlar girmektedir. Her ne kadar iaşenin teminini erkekler sağlasa da aslında evi geçindiren, yitirmenin yerine yetirmeyi tercih eden kadınlarımızdır. Hepimizin zihninde bu hususla ilgili kendi aile yaşantılarından örnekleri muhakkak vardır. Örneğin diyelim ki ev ahalisi için ay sonu ve evde yemeklik yok. Evin annesi hemen yağda salçayı kavurup üzerine su ve şehriye ekleyerek çok düşük maliyetle güzel bir çorba ortaya çıkarıverir.

Biriken bayat ekmekler ile yaptıkları yumurtalı ekmekleri ise kahvaltı masalarını şölene çevirir. Salçalar, turşular vs. Daha neler neler… Bayramlarda ‘-Aman dolapta bir elbisem var, bana çok bile” sözünü herkes ömründe bi defa olsun muhakkak duymuştur. Bütün bu hususlar göz önüne alındığında, yetirmeyi bilen annelerin sadece aileyi değil, bütün bir devleti ayakta tuttuğunu söylemek tarafımızca hiçte abartılı olmayacaktır.

Ne yazık ki günümüz gençliği ise küreselleşen dünyanın ve beraberinde kapitalizmin dayatmalarına kapılarak hem alın terinin kutsiyetinden, hem de yetirmenin bereketinden bir haber yetişmektedirler. Televizyon ve sosyal medya gibi kitle iletişim ağlarında ön plana çıkan şahısların hayatlarına özenerek hep daha fazlasını isteyen birer insan olarak yetişmekte ve gün geçtikçe artan intihar/boşanma gibi olumsuz süreç veya sonlara kurban gitmektedirler. Birileri çıkıp çok geç olmadan bu vaziyete bir ‘dur!’ demez ise, ne yazık ki aile kurumunun temeline yerleştirilen bu dinamit patlayacak ve sadece aile değil, devlet kurumu da bu patlamadan nasibi en ağır şekilde alacaktır.
Aza kanaat edip, çoğu bulanlardan olma ümidi ile…

Beğen  2
Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir