Geçtiğimiz Zaman

Kıymetli zamanlarda yaşayan bir bahçıvan gibidir bazen insan. Güle kıymet verilir ve toprağa vardır bir hürmet. Elindeki makas da kıymetlidir makasın ucunda düşen kurumuş yaprakta. Dünya aynı dünya toprak aynı gül aynı. Zaman biraz farklı saatlerde uyansada güne, güzellik biraz farklı şekillensede beynimizin kıvrımlarında, aslında aynı toprağa ayak basıyoruz. Neydi dünya döndükçe değişen güçlü hayatların beslendiği billur kaynak. Merkezinden sonsuza uzanan bir helezon gibi sona doğru çizliyor akıbet ve biz insan bu çizginin kıvrımları arasında dönüp duruyoruz. Kıymetli zamanları vardır insanın. Bir günlük dilimlere ayrılmış ömür takviminde gün çoktur lakin bu günün mini mini karelere bölünmüş hali olan an azdır nedense. Onu ilk gördüğün an, sesini ilk duyduğun an, elini ilk tuttuğun an, çocuğunu kucağına ilk aldığın an, ilk araban, ilk bisikletin, ilk uçak biletin… Tekrarı olmayan anlar. Bir kitap vardır hala zaman zaman sayfaları arasında gezinmekten zevk aldığın. Ama onu ilk bitirdiğin ve son cümlesini okuduğun o an tektir. Yad etmek kalır dile her seferinde. Ve yad edilmiş yad edilecek yeni anılar, anlar. Birde yaşanmamış olmasını dilediğin lakin imkansızı istemek gibi bir gaflete kendi elinde olmadan mecburen düştüğün anlar. On satırlık bir toplama işleminin parantez içine alınıp sıfırla çarpılması gibidir bu zamanlar ki bazen eksi bir bile denebilir buna. Onca güzel anı biriktirdiğin heybe, onca satır güzel hikaye, bir gece ansızın düşer yokluk denizinin girdabına.

Ve kaybolur gider zaman yoksulluğunda. Evet sen bir yoksulsun. Her tik tak bir damla alıyor senin hazinenden. Ama asıl yoksulluk bu da değil. Ki senin heybende biriktirdiğin tüm anlarındır asıl kaybettiğin. Çok güzel bir sabaha uyandın veya daha doğrusu çok güzel uyandın bir sabah ve kahreden bir akşam yaşadın karanlığın seni örtmesiyle. Hiç bir zaman o sabahı değil her hatırına geldiğinde yine kahrettiğin o akşamı hatırlayacaksın. Ah bu anılar ve onların her bir detayı olan anlar. Yanlı ve yanlış yaşanmışlıklar ile yaşanan doğru ve güzel anlar. Ve bunları karışımından müteşekkil anılar. Anılar, yıllardır aynı sesi her akşam ağlatırlar bir yerlerde. Sükuta kıvrılan bahçenin en kuytu yerinde karşımıza çıkarda zaman perdesi kalkar ve geçmişe tayyi zaman olur insan. Gözlerin ufka bakarken ileriye doğru, zihnin ve kalbin anın gerisine akmakta. Elbet kalmaz bu tekerlek tümsekte ve sen bir gayretle itersin benliğini ileriye. Hayat, bir gayret nidasıdır artık sadece.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir