Söyleşiler

Fatih Duman ile ‘Çocuk’ Konulu Hasbihâl

Fatih Duman İle Dünya Çocukları Üzerine / Canan Karahan

1987 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğdu. 2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Bir dönem Ürdün Devlet Üniversitesi’nde de öğrencilik yapan Fatih Duman Dokuz Eylül Üniversitesinde Türk- İslam Edebiyatı alanında yüksek lisans yapmaktadır. Birçok gazete ve dergide yazıları yayımlanan Fatih Duman aynı zamanda Moral FM’de radyo programcılığı yapmakta ve Diriliş Postası gazetesinde yazarlık yapmaktadır.

Merhaba Fatih bey. 31 yaşındasınız ve gencecik yaşınızda 15 kitap yazmışsınız. Yazmaya nasıl başladınız? Daha çok, okumanın etkisi mi oldu, yoksa ek olarak ilham kaynağınız var mıdır, mesela gezmek gibi?

Merhabalar. Açıkçası tam olarak ne zaman yazmaya başladığımı bilmiyorum. Çok küçük yaşımdan beri aklıma gelen her şeyi yazdığımı hatırlıyorum. Ama daha sonra gerçek anlamda okumalar yapınca aklına her geleni yazmanın yazı yazmak olmadığını anladım. Sonrasında da okumak sevdası çıktı ortaya. Hayran olarak hatta belki de bir hasta gibi okudum. Sonrası zaten geldi. Ben yazmanın bir tercih değil mecburiyet olduğuna inananlardanım. En azından benim için öyle ve ne kadar çok okursam o kadar çok yazarım ne kadar iyi kitap okursam o kadar iyi yazarım diye inandım.

Dünya çocukları üzerine mütalaa yapmak istiyorum aslında. Gezmeyi, coğrafyaları ve coğrafyalara göre çocukları keşfetmeyi ve onlar hakkında yazmayı düşündünüz mü?

Buna ayrı bir kitap ya da özel bir araştırma diye hiç bakmadım ben. Zaten her yazdığım yazıda ya da kitapta bir parça çocuk oldum. Sadece kendimi ya da kendi çocukluğumu değil daha ziyade mazlum coğrafyaların masum çocuklarını yazdım. Ben masumiyetin sadece çocuklarda kaldığına inanıyorum. Çocukların öldürüldüğü bir dünyada yaşamaktansa çoğu zaman utanıyorum. Ve biliyorum ki vicdanı olan her yazarın istese de istemese de cümlelerinde masum çocuklar olur.

Güçsüz ve suçsuz bir âdemi öldürmenin elbette hesabı vardır; bizim ise bu dünyada onlar için ufacık bir çabamız, Allah-u Teala’ ya ahirette vereceğimiz cevaba bir dayanak olması gerekir. Ne yaparsak, karınca misali… Çocuklarımız gülünce çiçek açan gönlümüz; zulüm ve ölümle pençeleşen mazlum coğrafyadaki çocuklarımızı hatırlayınca, çöle dönüyor… Bizim elimizle düzelmesini isteriz, en azından ülkemizdekilerden başlamak gerekir diye düşünüyorum. Mesela, mülteci çocuklarımız için fahri olarak; karınca misali neler yapılabilir?

Şunu en başta söylemek lazım dünyada bu mazlum çocuklara ses olan onların elinden tutan hem devlet hem de millet düzeyinde tek ülkeyiz. O masum çocuklar için hiçbir şey yapamayanımız oturup da saatlerce ağlıyor. Biz elimizden geleni yapıyoruz aslında, elbette daha fazlası yapılabilir. Burada zulme ortak olan, sessiz kalan ve bundan menfaat devşiren başkaları var. Bizim açımızdan bakınca da belki tek eksik unutuyor olmamız. Daha önce şöyle yazmıştım ve hâlâ öyle düşünüyorum. “Hani cansız bedeni sahilimize vuran bir masum vardı; Aylan, belki dört belki beş yaşında. Dünya o çocuğa ayağını basacağı bir kara parçası bulamamıştı hani. Bir toprak verememişti ölmesi için bile. Yüzükoyun yerde yatan bedenini reklam afişlerini seyreder gibi seyretmişti dünya. Sonra unutmuşlardı. Ben unutmadım. Zira bir çocuk ölünce bir baba ölür bence, bir anne ölür, bir aile ölür ve inan bana insanlık ölür.

Yetimlerimiz için çokça ayet ve hadis var. Bunlardan bir hadisin ravisi Malik İbni Enes,  Peygamberimiz Aleyhisselam’ın yaptığı gibi- işaret parmağıyla orta parmağını göstererek; “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız.” şeklinde nakletmiş.. (Müslim, Zühd 42.) Bu kadar ehemmiyet verilmesi gereken bir mevzuda sizce; yetimler için, sokaktaki çocuklar için v.s çaplı bir çalışma yapılmakta mı?

Ben yapıldığına inanıyorum. Ama yeterli mi açıkçası bunu tam olarak bilemiyorum. Belli başlı sivil toplum kuruluşlarının sadece ülkemizdeki değil dünyadaki tüm yetimler için çok güzel ve kıymetli çalışmaları var. Allah onlardan razı olsun. Ama daha fazlası çok daha fazlası yapılabilir ve yapılmalı da. Bu vazife sadece bizim ülkemizin değil dünyanın bütün ülkelerinin vazifesi ve onlara bunu yine biz hatırlatıyoruz.

Dilhâne’nizdeki üç kelimeyi söyleyebilir misiniz?

Kâri, sükut, lâmekan.

Kapak konumuzu sizinle ayrıntılı konuşmuş olduk; son olarak çocuklar hakkında, kalbinizdeki hisleri cümlelere dökmenizi istesek neler derdiniz?

Çok fazla söyleyecek söz var. Ya da şöyle söyleyeyim, benim de küçük bir kızım var. Aslında bütün çocuklar için söylemek istediklerimi ona mektuplar şeklinde yazıyorum uzun zamandır. İnsan kendi çocuğu olunca bu meselelere daha farklı bakıyor, daha başka görüyor. Hatta o mazlum çocukların yüzüne baktıkça kendi çocuğunu görüyor. Ve çok zor oluyor böyle bir dünyada yaşamak. Sadece bazen “keşke” diyorum “çocukken her birimizde var olan o masumiyetten biraz kalsa hepimizde ve dünya masum çocukların olsa..”

En Çok Okunan Yazılar

Ekim Sayımız Yayımlandı

Herald

Ekim sayımız yayınlandı. 10. sayımızda "Gönül" dosyası ile okurlarımıza merhaba diyoruz. Şakir Kurtulmuş ve Mahmut Bıyıklı ile yaptığımız söyleşiler Ekim sayımızda.

Hemen Oku!