Pazar, Ağustos 18, 2019
Dilhâne > Kitap Tahlili > Evlilik Ahlakı – Muhammed Emin Yıldırım

Evlilik Ahlakı – Muhammed Emin Yıldırım

Merhabalar…
Her zaman olduğu gibi bu yazıya da nasıl başlayacağıma bilemeyerek başlıyorum. Bu yazar olamamızın bir izdüşümü işte… Her zaman tutuk, her zaman bî-tâb bir başlangıc ve her zaman ne yazarsam yazayım, iktifâ etmeyeceğim cümlelerle dolu yazılarım. Âh; hiçbir şeyi beceremediğim gibi yazmayı da beceremiyorum ya; lütûf sahibi dergi sahipleri yazar diye bizden yazı bekliyorlar… Bu iç sesimle kalemimin ufak dövüşmesini aktardığıma göre yazıma geçebilirim. Efendim bu ayki yazımda Muhammed Emin Yıldırım’ın ‘Evlilik Ahlâkı’ kitabından bahsetmek istiyorum size…

Öncelikle evlilik hakkında şöyle derim nâcizâne; Hz. Allah’ın iki kişiye bir olmayı nasib etmesiyle kurulan yuvanın ismidir. Evlendiğin kişiyle yâr olursan dünya sana cennet olur yok eğer evlendiğin kişi ile bâr -eziyet, yük- olursan dünya sana cehennem olur. Evlilik ve âile kitapları okumayı severim. Evliliğin ahkâmından ziyâde ahlâkıdır beni bu türde kitaplara yönelten, yazanın kalemindeki evliliğe ve düzenli âileye teşviktir aslında… Eserin müellifi Muhammed Emin Yıldırım Hocamızı tanımayan yoktur aramızda. Muhammed Emin Yıldırım, siyer-i nebi ve siyer-i ashâb-ı kirâm ilminde yoğunlaşmış ve ümmet-i Muhammed’in mutlaka başvurduğu bir ilmin hizmetkârı olmuştur. ‘Evlilik Ahlâkı’ kitabı, Muhammed Emin Yıldırım’ın; Kalem Suresi’nde “Muhakkak ki sen muhteşem bir ahlâk üzeresin” âyet-i kerimesinden hareketle tertip ettiği “Muhteşem Ahlâk Dersleri”nin çözümlenerek yazıya dönüştürülmesi hedeflenen derslerin ilki olarak okurlarıyla buluşmuş…‘Muhteşem Ahlâk Dersleri’ de 10 kitap olarak peyderpey çeşitli isimlerle basılacakmış, onun da müjdesini vereyim.

Bu kitabı anlatmayı neden seçtiğim sorusuna da şöyle bir cevap vermek istiyorum:
Mâlûm ki; yaz ayları evlilik, düğün, nişan, söz gibi hayırlı işlerin bol olduğu bir zaman dilimidir. Biz de düşündük ki; yakın zamanda okurlarımızdan birisi hayırlı bir işe niyet etmiştir ya da hayırlı işi hayırla tamamlanmak üzeredir; belki bir eser arayışındadır, belki yazımız o okuru bu kitaba yönlendirir de aradığını bulur…Gayret ve samimiyet bizden; tevfik ve mükâfât Hz.Allah’tan…

Kitabımız çok nâhif ve lâtif kelâmlar ve veciz örnekler, ümmete rehberlik mâhiyetinde yaşanmışlıklar ihtivâ ediyor. Kitabımız, yazılmış bir kitaptan ziyade derslerden/sohbetlerden husûle gelmiş bir kitab. Sohbetler baz alınmış bazı kısımları çıkarılmış, bazı kısımları eklenmiş ve ortaya ‘Evlilik Ahlâkı’ çıkmış. En çok merak edilen konular şahâne bir üslûb ve mürşidâne bir metod ile anlatılmış. Örnekler çok câzib. Bazı yerlerde tebessüm ettik. Bazı yerlerde mahzûn olduk. Evliliğin kıymetini eser vasıtasıyla bir kez daha anladık. Mesela evliliğin ilk rüknü olan kız isteme merhâlesinde damat tarafının, gelin tarafına yönelttiği “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle” kısmını çok güzel irdeleyerek, Anadolu İrfânı’nın uyanıklığına dikkat çekmiş. Yıldırım; ‘bu sözle; Anadolu İrfânı’nın sünnete dayanır’ diyor. Şu ânda her ne kadar âdet gibi söylenip geçilse de bir uyanık kalb bu sözü tefekkür etse; evliliğin Allah’ın emri, peygamber’in sünnetinden başka bir şey olmadığını görür rahatlıkla… Kitabın ilk cümleleri bu ifâdeler ile başlıyor. Daha sonra nikah kelimesinin kökeni, nikâhın gerekliliği, hükmü ve nikâha teşvîk âyet ve hadislerle anlatılmış. Mesela Peygamberimizin:
“Evlenin ve çoğalın. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim” hadis-i şerifini görürüz. Bu hadis-i şerifin Beyhâkî ve Abdürrezzâk’ta geçen rivayetinde şöyle bir zeyl olduğunu gördüm “(…) Hatta düşük olsa bile…” Bu hadis-i şerif aslında düşük yapılsa bile; çok çocuk sahibi olmanın delîli için yeter bir sebebdir…

“Evliliğin Maksadı Nedir?” başlığında hocamız, evliliğin maksadını 5 maddede açıklamış:
“Kulluğun îfâsı,
Neslin devamı,
Hayat yükünün paylaşımı,
İhtiyaçların karşılanması,
Huzurun temini…”

Neslin devamı ile ilgili latif ve gerçekten konumuza birebir oturan bir anektod yer alıyor kitapta. Şöyle ki:
“Kâbe’de bir genç, sesli olarak “Allah’ım senden sâlih/sâliha bir evlat istiyorum” diye dua ediyormuş. Bu çocuğu gören Muhammed Ali Es-Sâbûnî de çocuğa yaklaşmış ve:
Sen kaç yıldır evlisin ki; böyle gönülden sâlih/sâliha evlat istiyorsun?!” diye sormuş. Genç de daha evlenmediğini söyleyince; üstâd Sâbûnî: “E niye çocuk istiyorsun?! Allah’tan sâliha bir eş istesen ya!” diyerek şaşkınlığını ifâde etmiş. Gencin cevabı ise hem yerinde hem de pek latif:
“Ben çocuk isteyince o da gelecek zâten!”
Elbette bu latifedir ama kim hakikat olmadığını iddiâ edebilir?!

Sonraki başlıklarda “Meveddet ve Hub”dan bahseder hocamız ve yukarıda saydığımız 5 maddenin Kur’an-ı Kerim’de, Rûm Sûresi, 21.ayette geçtiğini söyler. Ve yine Kur’an’da ‘ülfet, meveddet ve hub’ kavramlarının varlığını ifâde ettikten sonra bunları açıklar. Daha sonra “Evlilik nedir?” diye sorar. Evliliğin ne olduğunu da 6 maddeyle açıklar. Maddeleri okurken evliliğin göremediğim yanları olduğunu, bize gizli kalmış hikmetlerinin olduğunu fark ettim. Mesela bu 6 maddeden ilki: “Evlilik ibâdettir”

Bu madde içinde nikâhın önemine binâen; sahâbî ve ulemâ büyüklerimizin eşlerinin vefât etmeleri durumunda hemen birisiyle nikâhlandıklarını ve ola ki ânî bir ölüm geldiğinde Allah’ın huzuruna nikâhsız varmak istemediklerini anlatır. Gerçekten bu durum hem kendimizce hem de toplumumuzca kabul edilmesi zor bir durumdur. Allah eşlerimize uzun ömür versin lâkin kitapta geçtiği üzere; eşi vefât eden biri, onu defnettikten sonra, hemen sâlih/a biriyle nikâhlanmakta acele etmelidir… Bununla ilgili de üç anektod var ama birini burada aktarayım. Zira konu tartışmalı bir konu olduğundan hocaya taârruzda bulunulmasın düşüncesindeyim:
Ensârın büyüklerinden ve Rasûl-i Kibriyâ (sas)’nın “Seni gerçekten seviyorum” dediği sahâbi Muâz b. Cebel, vebâ salgınından ötürü oğlu ve iki hanımını toprağa vermiş. Tedfîn işinden sonra Muâz b. Cebel Efendimiz şöyle buyurmuş:
“Müslümanlar! O hastalık bana da bulaştı. Biliyorum ki Rabbime giden bir yolun üzerindeyim. Benim iki hanımım da vefât etti. Ben şu ân nikâhsız bir hâldeyim. İstiyorum ki Rabbime nikâhlı yürüyeyim. Ne olur gidin ve falanca bir kadınla beni nilkâhlayın. Rabbimin huzuruna nihâhsız bir hâlde gitmeyeyim”

Diğer maddeleri sıralayayım:
“Evlilik nimettir, cihaddır, devlettir, dindir, imtihândır” Maddeleri sıraladım ama maddelerin muhtevâsı daha güzel misâller ve veciz cümlelerle bezeli… Sadece yazımız uzamasın diye birer maddeyi açmayı uygun buldum. Konunun devamında evliliğin ve çocuk sahibi olmanın; sevap ve salih âmel toplamak için birebir olduğunu özetle söyleyebilirim.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde nikâhta kerâmet, nikâhsızlıkta felâket olduğu açıklanmış. Ve nikâhın ne olduğu da 5 maddede cem edilerek, maksâd hâsıl edilmiş. Şöyle ki:
Nikâh asalettir; insana onur ve şeref kazandırır
Nikâh berekettir; eve bolluk ve verimlilik kazandırır.

Bu madde altında Peygamberimizin şu hadis-i şerîfi, biz erkek tâifesi için çok mânidardır:
“Kadınlarla evlenin. Çünkü gerçekten onlar malları ile gelirler -zenginliğe sebeb olurlar-
Nikâh sükûnettir; rûha huzur ve dinginlik kazandırır.
Nikâh muhabbettir; kalbe sevgi ve aşk kazandırır.
Nikâh kuvvettir; âileye güç ve dayanıklılık kazandırır.”

Denklik mes’elesi:
Denklik mes’elesi gerçekten çok mühim bir konudur. Bu da kitapta çok güzel işlenmiş. Verilen örnekler meseleyi anlamada çok ciddî bir yere sahip. Denklik deyince elbette ilki:
Dinde denklik’tir.
Biliriz ki; bir Müslüman kadın, ehl-i kitaptan bir erkekle evlenemez. Bir Müslüman erkek ise ehl-i kitaptan bir kadın ile evlenebilir. Ama Müslüman bir erkek ve Müslüman bir kadın müşrik bir erkek ve kadınla evlenemez.
Dindarlıkta denklik: Bu da dîni yaşamada denklik. Bu belki fıkhî bir kâide olmamakla beraber evliliğin kuvveti ve tevfîki açısından elzemdir. Namaz kılmayan bir kadınla namaz kılan bir erkeğin; namaz kılan bir kadınla namaz kılmayan bir erkeğin denkliği ya da kredi konusunda gevşek davranan bir kadınla, bu konuda çok ciddi olan, kredi kelimesini ağzına bile almayan bir erkeğin denkliği… Dindarlıkta denklik mevzuû bu…  Bunu da Nûr Sûresi’nin 3. âyeti ile anlatmış hocamız…
Durumlarda denklik: Bu da âilelerin ve evlenecek çiftin tüm ekonomik, sosyal, kültürel yönlerin maske kullanmaksızın masaya yatırılması ile anlaşılacağını anlattıktan sonra Tıp Fakültesi bitirmiş bir hanımın, eşi tarafından çalıştırılmamak istenmesi mevzuû, kendini hizmete adamış bir erkeğin, eşi tarafından “babamın dişi ağrıyor, annemin eline iğne battı, kardeşim hapşırdı” gibi olmaz ve onmaz sebebler sûretiyle, eşini sürekli eve çağrılması gibi örneklerle işin mâhiyetini sıralamış. İtiraf edeyim bu bölümü okurken epey güldüm. 🙂

Buna âcizâne şöyle bir zeylde bulunmak istedim:
Tasavvuf ehli bir erkekle/kadınla; tasavvuf düşmanı bir kadının/erkeğin evlenmesi de aynı şekilde durumlarda denksizliktir. Bir ev düşünün erkek günün belirli bir vaktinde virdini rabıtasını yapacak, kadın kapının başına gelmiş:
Senin yaptığın uygun değil, yanlış vs diyecek. Ya da tam tersi… Evliliğin huzuru ve selâmeti açısından denklik mevzuû çok hayâtîdir.

Bazı âlimlerin neden evlenmediği bahsi de çoğumuzun merâk ettiği, sorguladığı bir konudur ki bu da kitapta çok sarih bir vaziyette anlatılmış. Daha sonra ise evlilik öncesi ve evlilik süreci anlatılmış. İlk bakış, isteme, istihâre ve istişâre, süreçleri ustalıkla anlatılmış. Sonrasında nikâh süreci ile ilgili 5 husus sıralanmış. Bu hususlar doyurucu bir üslûb ile işlenmiş. Bu kitapta sıklıkla üzerinde durulan şey şu:
Taraflar, âileler nikâh öncesi her şeyi konuşsun! Bunu; damat, nikâh öncesi nerede yaşanacak konusuna hiçbir kesin cevap vermemişse, nikâhtan sonra gelin hanıma ‘İstanbul’da oturacağız’ diye dayatması; evliliğin huzur ve refahı için noksanlık ifâde eder. Ya da nikah öncesi belirlenmesi gereken mehir konusu… Bu ve bunun gibi birçok mevzuûn hepsi nikâh öncesi konuşulmalı, herkes hakkını ve hududunu bilmelidir. Kitapta anlatılmak istenen budur..

Kitabın ilerleyen sayfalarında ise düğün mevzuû anlatılmış. Düğünün Kur’an ve sünnete uygun biçimi çeşitli örnek ve doyurucu kelâmlarla işlenmiş. Hocamız, sünnete uygun düğünde ne olmalı/ne olmamalı mevzuûnu maddelerle anlatmış.
Bu bölümün sonrasında “Evliliğin İlk Ayları/Gelin Kaynana Savaşları” safhası; gelinin dünyasından bir pencere, damadın dünyasından bir pencere, kayınvalidenin dünyasından bir pencere, kız annelerinin dünyasından bir pencere gibi başlıklarla tüm taraflara adâletle yaklaşılmış ve hepsinin dünyasına inilmiş. Bu bölümüokurken şöyle düşündüm: Bu kitabı okuyan kişi, hangi tarafta olur ise olsun; karşı tarafı çok iyi anlar. Yeter ki anlamak istesin…

Daha sonra salih/saliha eşin önemine yer verilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Nûr Sûresi 26. âyette geçen “Kötü kadınlar kötü erkeklere; kötü erkekler kötü kadınlara…” diye başlayan âyet; “Salih olun, sâlihalara talip olun; sâliha olun, sâlihlere talip olun” diye özetlenmiş. Sâlih/sâliha eşin önemi konusunda bir hadis-i şerif aktarmak gerekir ise:
“Sâliha kadın bir ayağında beyazlık bulunan karga gibidir”
hadisi yeterli gelecektir. Ayağında beyazlık bulunan karga ile anlatılmak istenen: ‘sâliha kadın’ın nâdirliğidir. Erkeklere yönelik ise şu hadis, bilmeyenimiz yoktur ve kitapta çokça geçmektedir:
“Sizin en hayırlınız ehline/âilesine en iyi davrananınızdır.”

Peygamberimizin eşleriyle yaşadığı bazı hadiseler anlatılarak bunlardan 3 mühim hadiseye özellikle yer verilmiştir:
Talâk, tahrîm, ilâ… Bu üç hadiseyi anlatmıyor, kitabın kendisinden okunmasına bırakıyorum. Bu bahsin sonunda evlilikle ilgili 12 hayâtî madde yer alıyor. Maddelerden üçünü sıralayayım:
-El-âlemin değil; âlemlerin Rabbi’nin mesajına kulak verin.
-Muhayyileyi değil, mâkul olanı isteyin
-Sertliği ve aceleciliği değil; rıfkı ve sabrı bilenin.

Kitabın daha sonraki konusu ise: çok eşlilik… Bu konuda da Peygamberimizin hayatından örnekler, çok eşliliğin, İslâm dinindeki yeri ve önemi, çok eşlilik durumunda adâleti sağlayabilme gibi konulara yer verilmektedir. Son olarak da evliliğin kader mi, değil mi konusu uzun uzadıya âyet, hadis ve çeşitli rivâyetler ve misâllerle anlatılarak kitap bitirilmiş.

Kitap için anlatılacak çok şey var ama elbette 3-4 sayfayla bunu yapamayız. Kitabımızı evlenmek isteyen, nişanlı-sözlü, yakında evlenecek ya da evli olan tüm kardeşlerimize rahatlıkla tavsiye ederim.

Allah okuduklarımızdan istifâde ettirsin.
Allah kurduğumuz ya da kuracağımız yuvaları bereketli eylesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir