Perşembe, Eylül 19, 2019
Dilhâne > Söyleşiler > Dilhane Söyleşileri / Gülden Bayraktar

Dilhane Söyleşileri / Gülden Bayraktar

Havalar nasıl oralarda?

Mart ayı olmasına rağmen alabildiğince güneşli, bu yıl kar görmek nasip olmadı bizlere. Kar yağışını, karın getirdiği temizliği huzuru özledik. Nasip önümüzdeki seneye artık.

Masandaki en sevdiğin obje hangisi?

Kendime ait bir çalışma masasından ziyade, kızımla ortak kullandığımız çalışma masamızda 🙂 iki güzel emanetimin fotoğrafı, özenle biriktirdiğim kalemlerim ve yazı defterlerim.

Seni en çok ne mutlu eder?

Bu çok cevaplı bir soru benim için; bazen küçük bir çocuğun tebessümü, bazen içten edilen bir dua, dost selamı, sevdiğim mekanları ziyaret etmek. Kitap almak küçük şeyler gibi gözüken ama temelde bana kendimi iyi hissettiren şeyler. Bu küçük mutluluklar da çok mutlu olmama sebep olan güzellikler…

Peki en çok ne öfkelendirir?

Samimiyetsiz insanlar ve bu insanların beni çok seviyormuş gibi gözükmesi…

Biliyoruz şu sıralar gönlüne takılı kalan bir şiir var, okuyucularımızla da paylaşır mısın?

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n’olur takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman….

BAHATTİN KARAKOÇ

Bu şiir çokca severim.

Şairlere ve yalnızlara neler söylemek istersin?

Şairlere bir şey söylemek haddim değil, onlara imrenerek bakmışımdır hep. Yalnızlara ise kimse yalnız değildir. Umutsuz ve çaresiz kalabiliriz ama yalnızlık bambaşka bir şey ki; bu kullara mahsus bir hâl değildir. Garibanızdır, derdimizi anlatacak dost bildiğimiz kimse yoktur etrafımızda ama bu da yalnızlık değildir. Yüreğinde zerre kadar sevda tozu olan yalnız değildir. Her daim sevgili ile beraberdir. Şah damarımızdan daha yakın Rabbimiz var. Yanımızda her daim bulunan görevli melekler var. Nasıl yalnız olsun ki insan. Yalnızlık diye bildiğimiz kendi ümitsizliğimizdir zannımca…

Çay mı kahve mi? Neden?

Çay diyeyim kahvenin gönlü kırılmasın ama. Çaya edilen duayı biliriz hepimiz. Hace Ahmet Yesevi hazretlerinin bu şifalı bir şey imiş, hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar. Allah kıyamete kadar bu içeceğe revaç versin” diye dua ettiğini biliriz. Tekkelerde dergahlarda hep çay muhabbet vesilesi sayılmıştır. Onun için çay diyeyim, ama kahvenin de kendine has bir yeri vardır gönlümüzde.

Ya hani en son okuduğun kitapta bir cümle vardı içine oturan..

En son bitirdiğim kitapta çokca altını çizdiğim yer vardı. Tek cümle ise bu sorunun cevabı;

“Beni her incittiğinde daha kötü bir ben görür gözlerin.”

Akşam Ezanından Önce Evde Olmak (Aynadaki Sır)

Rümeysa Oğuz

Güne ve geceye birer türkü bırak da öyle git.

Güne bıraktığım sözleri Karacaoğlana ait olan bu güzel türkü;

Bizim pencereler yele karşıdır

Muhabbet dediğin karşı karşıdır

Girebilsen bu sinemde neler var

Gülüp oynadığım ele karşıdır karşıdır…

Girebilsen bu sinemde neler var

Gülüp oynadığım ele karşıdır karşıdır…

Sabahın seheri günden ileri

Ben kimi sevmişim senden ileri

Ziyaret olmuşsun kurban istersin

Kurban bulamadım candan ileri ileri

Candan ileri…

Geceye ise;

Beni derde koyup kaçtın

Gözün aydın sevin gayrı

Yüreğime yara açtın

Gözün aydın sevin gayrı

Bir zamanlar benim oldun

Ömür fidanımı yoldun

Yeni bir sevgili buldun

Gözün aydın sevin gayrı

Ömrümü hasretin emdi

Seni kandıranlar kimdi

İstediğine vargit şimdi

Gözün aydın sevin gayrı

Verdiğin sözleri nettin

Beni yakıp yıkıp gittin

Harabeydim viran ettin

Gözün aydın sevin gayrı…

Bu iki türkü bu aralar çokca dinlediklerim arasında. Türkülerle gönlümün arasında kurduğu özel bir bağ var. İyi bir kitap, güzel bir türkü benimle birlikteyse yalnız değilimdir. Hatta aynı türküye takılıp defalarca dinlediğim olur. Sevdiğim kitaplarınsa içleri hep notlarla doludur.

Bir kaç kelam bıraktık bize dair.

Sevgili DİLHANEM teşekkür ederim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir