Perşembe, Eylül 19, 2019
Dilhâne > Söyleşiler > Dilhâne Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hamdi Köksal İle Söyleşi

Dilhâne Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hamdi Köksal İle Söyleşi

Merhaba Ahmet Bey. Dilhâne 20. sayı ile okuyucularla buluşacak. Kurulduğu günden beri tasarım olarak bir takım değişimler yaşayan Dilhâne, muhtevasında hep aynı bakış açısını bulundurdu. Yeni logo, derginin değişen iç tasarımı ve dergi vizyonu hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

Tasarım olarak günden güne yeni çalışmalar hazırlayarak okuyucularımızla buluşuyoruz. Sade ve şık tasarımlar öncelikli tercihimiz oluyor. Logomuzun konusu aslında hep aynı. Sadece görsel olarak şıklığı yakalamak istedik. Dilhâne logosundaki “” harfi hane kapısını temsil ediyor. Aynı zamanda “” harfindeki divit hokkası da edebiyatı, yazmayı temsil ediyor. Ayrıca kullandığımız turkuaz rengi, ecdadımızın tarih boyunca tercih ettiği renk olması hasebiyle bizimde tercihimiz oldu.
Vizyonumuz vatan, millet ve ümmet bilinci oldu ve hep öyle kalacak inşallah. Hasta olan ruhların ıslahı ümmetin ehli sünnet üzerinde birleşmesinden ve bu konuda istikamet üzere olmasından geçer. Biz her zaman bu düsturumuzu belli ettik ve etmeye devam edeceğiz. Ehli sünnet bizim kırmızı çizgimizdir. Bu doğrultuda vatan sevgisi de gerekmektedir. Bu hayat gayemizi ve bakış açımızı baz alarak sayılarımızı çıkarıyoruz ve bu gayeyi her sayıda hatırlatmak da en hususi isteğimizdir. Bunu edebiyat, şiir ve fikir üzerinden yapabiliyorsak ne mutlu bize.

Dilhâne genç gönüllülerin bir araya gelmesiyle kurulmuş bir dergi. Yazar kadrosunu geliştirme, değişen teknolojiye adım uydurma gibi hususlara yönelik çalışmalarınız var mı?

Aslında kadromuz çoğunlukla gençlerden oluşmuyor. Biz kalemini beğendiğimiz herkese teklifte bulunduk ve böyle dergimizi kurduk. Tabi bize eserleriyle başvurarak da katılan çok kişi oldu ama dediğim gibi kadromuzu “gençler” olarak tanımlayacaksak, evet hepimiz genç ruhluyuz. Her ayki çalışmamızda halen genç ve diri bir heyecanla çalışmaları hazırlıyoruz. Heyecanımızı diri tutuyoruz, tıpkı kinimiz gibi. Teknolojiye ayak uydurmak derken, zaten bu işe sosyal medyanın erişilebilir gücüne dayanarak bir online dergi kurmakla başladık Allah’ın izniyle. Müslüman her zaman tüm imkanları faydalı bir şekilde kullanmalı. Mesela Youtube kanalı açarak bu imkanları sürdürüyoruz.

Dilhâne, gerek dergide gerekse sosyal medyayı kullanarak güncel olaylara karşı görüşünü de okuyucularıyla paylaşmış oluyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Sosyal medya gücü denen bir şey var ve bu kesinlikle doğru. Bu gücü şer odakları kendi lehine kullanmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Durum böyleyken bizim sessiz kalmamız asla doğru olmaz. Her zaman hakikati savunmaktan beri kalmayacağız. Dilhâne olarak, zulüm karşısında sessiz kalan dilsiz şeytan olmayacağız inşallah.

Yakın zamanda, uzun süredir Mısır hapishanelerinde tutulan Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi şehit verdik. Muhammed Mursi’nin şehadeti ve Mısır hapishanelerinde hâlâ tutuklu olarak bulunan din âlimleri, sanatçılar, bilim insanları ve siyasiler için neler söylemek istersiniz?

“Kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.” Olayın özü ve özeti bu aslında. Dünyada üzerinde yönetimin sadece kendisinde olmasını isteyen Amerika, vahşice yöntemler kullanarak insanların ölümüne sebep oluyor. Mursi, Amerikan emperyalizmine karşı çıktığı için darbe ile görevinde uzaklaştırıldı. İftiralar atıldı ve yıllarını hapishanede geçirdi. Mursi gibi niceleri halen zindanlarda yaşam mücadelesi veriyor. Gün gelecek zalimlerden elbette hesap soracağız. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın..

Geçtiğimiz ay 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünü geride bıraktık. Milletimizin destansı bir mücadelede bulunduğu, şehit ve gazi verdiğimiz bu kalkışma hakkında neler söylemek istersiniz?

Üst aklın kuklası olan ve günü geldiğinde, bir çöp gibi kenara atılacak olan Fetö ve yandaşları rezil olmaya mahkum olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Unutmamak gerekir ki vatan sevgisi imandandır. Kalbinde vatan sevgisi taşımayan bir dolarlık adamlardan her şey beklenir. Bu millet o gece korkusuz ve bir dakika tereddüt etmeden sokağa çıktı. Çanakkale’de de böyle olmuştu. Çanakkale şehitlerimiz geriye dönmeyi düşünmemişti. Allah korusun, bu gün yine aynı durum olsa bu millet yeniden sokaklara dökülecektir. Çünkü bizim mayamızda var vatan sevgisi. Geçenlerde sosyal medyada bir söze denk geldim, çok hoşuma gitti. “Asker sayısının belli olmadığı tek ülke Türkiye” diyorlardı. Gerçekten de öyle. Her Türk asker doğuyordu.. Cumhurbaşkanımızın Fetö’ye karşı verdiği mücadelede Allah’ın izniyle hep yanında olacağız. Bu ülkeyi bir dolarlık hainlere bırakmayacağız..

Sizce özelde edebiyat dergileri olmak üzere dergilere ülkemizi, inanç ve değerlerimizi temsil hususunda ne gibi görevler düşüyor?

Doğru yoldan ayrılmamak gerekiyor. Hakkı ve hakikati anlatmaktan beri durmamak asli görevimiz olmalı. Akli ve vicdani melekeleri kullanarak hareket etmek vazifemiz olmalı. Başka Türkiye yok. Bu ülkenin çocukları olarak vatanımız ve milletimiz için en doğru işleri yapmamız gerekiyor. Irkçılığa ve kendi aramızda husumete düşmeden bir olmamız lazım. Bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz! Yaşadığımız zamanda İslam alemi tefrikaya düşmüş durumda. İslam sancağını biz elimizde taşıyoruz. Müslümanları tefrikadan kurtarmak ayrıca gayemiz olması gerekiyor. İçimizdeki hainlere fırsat vermememiz ve onları ayıklamamız lazım. Dede Korkut’un söylediği gibi; “hain içerden olursa kapı kilit tutmaz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir