Yazılar

Diğer Yarım Çocukluğum

Babamın müşfik kucağına saklanan bir çocuktum
Yüksek duvarlarına sarmaşıklarla yaslanan müstakil bir evin
En küçüğü, tekne kazıntısı olan hani
Sarı saçlarımla lakabımı bulan komşularımın Uzaktan sarı kız diye seslendiği
Hele bir de cılızlığımdan
adımın arasına sıkıştırılan iki söz
Çok güldürürdü beni
Çekirge bacak 🙂
Annemin bereket emsali diktiği çilek ve gül kokulu bahçesinde
Dut ağaçlarına tırmandığım
Yerlere dek değen yanakları güneşten kızarmış elmalara mutlulukla uzandığım
Kiremitlerini kırmaktan çekinerek adımlarımı itina ile attığım o yüksek çatıya çıkıp, vişne ağacının
kucağından azimle tek tek topladığım .
Her sabah olgunlaştı mı acaba diyerek yataktan sabırsızlıkla fırlayıp pencereden merakla incir
ağacının ufkunda sarı altın aradığım..
Ah ah kelimelere sığmayan fakat
Küçük bir kalbe sığan o masum çocukluğum …
Bir de büyükbabamın köyden sırtına yüklediği çuvalına, iki tavşan sığdırıp sevgisi ile tüm dünyamı
kapsayacak olan
İki kulaklı küçük patili dostlarım
hayatın en güzel hediyesiydi bana
Adım adım bahçemde peşlerine koştuğum
Şehirler arası yolculuğumda bile bana refakat eden iki dostum
Karagöz ve yumuşak tüylü Pamuğum
Bir de yavru kedim vardı Minnoşum dediğim
Küçük bir hayvan tüm dünyası olur mu hiç insanın
Yemek ve su kadar ihtiyaç duyduğu
Sevgiyle gözlerimi aydınlatan
Küçük dünyama sığan sadık arkadaşlarımdı onlar
Oyun arası karın gurultularımı hissedip eve koştuğum anda
Ekmeğe reçel sürerdi annem
Öğle yemeklerine oynadığım oyununun heyecanı ile iştirak edemediğim nice öğünüm bir reçel ekmek
kadar tat vermemişti oysa
Üç beş arkadaşımla keyifle dizdiğim tombik taşları
O zamanlar canımı acıtan tek şey yakan top’tu belki…
Ah ne güzeldi çocuk olmak
Patlayan toplarımızı ,naylondan bozma yırtılan terliklerimizi iğdeci amcaya uzatarak ceplerimize
keçiboynuzu ,leblebi ve iğde doldurmaktı tek keyfimiz
Şimdi adımları hızlandırıp karşıya geçmekte zorlandığımız sokakta
Kaldırımlar tanırdı bizi
Alıp yüzümüzü avuçlarımız içine
İlk gelen araba senin sonrası benim oyunu oynardık
Bir arabayı beklemek bir ömürdü sanki
Aşağı ve yukarı mahallenin en uzak rotasına takılır gözlerimiz beklerdik O zamanın en lüksü
fiyakalı Mercedesleri
Külüstür bir araba geçince de
Gülmekten yorgun düşerdi küçük çenelerimiz
Akşam ezanı şafak attığı an
Eve gitmek farzdı sanki
Yeşil minareli caminin Müezzini
Allahuekber dediği an ,O tatlı saklambaçtan kaçar evinin mahremine sığınırdı çocuklar
Kör ebe olur gözlerimizi bağlardık anne kokan kenarı oyalı tülbentlerle
Şehrin Karanlığı oyunlarımızın üstünü örterdi..
Güneşin iplerini hasretle çekerdik yarına ulaşmak için ..
Annemin bahçede iki büyük isli taş arasına yerleştirdiği ve odun ateşiyle koca bir bakır kazanda
kaynayan o salçanın tadı nasıl unutulur
O güzel gözleme kokusuyla uyandığım nice mutlu sabahlar
Hangi tada eşittir acaba
Bir de çilli horozun sabah sinyaliyle öttüğü yeni bir güne doğuş
İşte O volümüne kapıldığım sesti çocukluğumu enfes kılan …
Hele yaz gecelerinin sahuru ,
Evin avlusuna serdiğimiz hasıra kurulan sofraya katık ettiğimiz o bulgur aşı ve ayran
Gökyüzünde parlayan dolunay olurdu tek lambamız
Yaz sıcağının esen o tatlı melteminde
Ağaçlara kurulan salıncakta
Ağustos böceklerinin ninnileriyle uyuduğum geceler
Şimdi hangi geceme eşdeğer ?
Beşinci mevsimidir bir yetişkinin çocukluğu
Hatıralarına tebessümleri sığdırdığı
Aynı anda hem ısındığı hem donduğu
Hem dem yağmurunda ıslandığı
Hayat ,ardına bakınca kaç güne sığar
Koca ömrü tüketse de gün ,ay ,yıllar
En can alıcı anılar kalır avuçlarında
Ben babamı daha çocukken hediye ettim toprağın bağrına
Çocukluğum en masum yıllarında yarım kaldım
Babam, benim öteki yarımdı aslında…

Yazar Hakkında

Ebru Aydın

19 Eylül 1984 Ankara da doğdu. Yüreği şiire, şiiri aşk'a meftun bir yazar adayı. Ney, Hüsn-i hât ve Ebru sanatı ile iştigal. Okumak ruhun ufkunu aralamaktır ki O yüreğiyle kitapları okşayan bir kitapsever.. Gönlü hizmete vurgun bir hizmet gönüllüsü. Rehber eğitimci ve aynı zamanda eğitimini Açıköğretim'den devam etmekte olan bir öğrenci.

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Kasım Sayımız Yayımlandı

Herald

11. sayımızda "Ölüm" dosyası ile karşınızdayız. İsmail Kılıçarslan ile yaptığımız söyleşi dilhanenize konuk oluyor.

Hemen Oku!