Devlet ve Yönetime Nizam Getirmiş Bir Yönetici: Nizamülmülk

Devlet ve Yönetime Nizam Getirmiş Bir Yönetici: Nizamülmülk

Büyük Selçuklu Devleti’nin efsanevi veziri ve Ortaçağ İslam dünyasının en başarılı siyaset adamlarından olan Nizamülmülk Horasan’ın Tus şehrinde dünyaya gelir. Annesini oldukça küçük yaşta kaybeden Nizamülmülk’ün eğitimi ve temel ihtiyaçlarıyla babası ilgilenmek zorunda kalır. Halep, Nişanbur ve Bağdat gibi önde gelen şehirlerinde önemli alimlerden Kuran ve hadis dersleri alır. Şehir şehir dolaşma fırsatı bulan Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam gibi tarihe iz bırakan önemli kişilerle arkadaşlık ilişkisi kurar. Yetişkin bir birey olana kadar babasıyla birlikte hareket eder, Dandanakan Savaşı’nın ardından babası ile birlikte Tûs’tan Hüsrevcird’e oradan da Gazze’ye gider. Horasan tamamen Selçukluların eline geçince baba oğul Selçuklu hizmetine girer. Bir süre Melik Alparsan’ın veziri tarafından idari işlerle görevlendirip  daha sonra ise vezirle geçinemeyip Çağrı Bey’in yanına gitti ve kendisinden büyük ilgi ve yakınlık görür.

Çağrı Bey’in yanında önemli bir konuma gelen Nizamülmülk onun ölümünün ardından Tuğrul Bey döneminde Horasan’ı yönetir. Alparslan’ın kardeşi ile giriştiği taht kavgasında Alparslan’ın yanında yer alır ve dikkat çeker. Alpaslan’ın tahta çıkışının ardından da vezir ilan edilir.

Sultan Melik Şah zamanında Büyük Selçuklu Devleti için ciddi bir tehlike teşkil eden Hasan Sabbah ve adamlarıyla mücadeleyi bir devlet politikası haline getiren Nizamülmülk, kendine karşı kurulan komplolarla da uğraşır. Viladimir Barthold “Alamut Kalesi “adlı romanında  Nizamülmülk ve Sultan Melik Şah’a yapılan suikastları ve koskoca devletin nasıl yıkıma uğradığını o eşsiz kurgusuyla soluk soluğa okuyabilirsiniz.

Terken Hatun, Nizamülmülk’ün gözden düşmesi için mücadele edenlerin başında yer alır. Çeşitli girişimleri başarısız olsa da Melik Şah’ı Nizamülmülk’e karşı doldurmayı başarır ve aralarındaki sıkı bağa rağmen Melik Şah tarafından azledilmekle tehdit edilir. Devlet erkanı ile birlikte çıktıkları yolda Sehne adlı köyde konakladıkları sırada bir batıni fedaisi tarafından öldürülür. Adaleti, idari kabiliyeti, cömertliği, bilgeliği ve güzel ahlakıyla tanınan Nizamülmülk halkın hukukuna özen gösteren önemli bir devlet adamıydı.Nizamiye Medreselerinin kurucusu,en önemlisi de  iyi bir devlet nasıl yönetilir sorusunun cevabını yönetimde gösterdiği maharetle ortaya koymuştu.Devlet kapısının şikâyetçilere daima açık olmasını isterdi. Ekonomik açıdan oldukça önemli görülen ikta sistemini geliştiren Nizamülmülk ekonomik refahın sağlanması adına da gayrette bulundu. Vezirliğinin yanı sıra kendisinden sonra gelecek devlet yöneticilerine yol göstermek adına Siyasetname adında oldukça önemli bir eser bıraktı. Bu önemli eser devlet yönetimine dair önemli bilgiler içermektedir.

SİYASETNAME’DEN DEVLET YÖNETİMİNE DAİR TAVSİYELER

*Devlet, kolay kolay herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. Bu nimete sahip olan kimse, âhirette büyük bir külfetle de karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Fırsat eldeyken devletin malını devlet için harcamalı, dünyalık yığmak yerine âhiret için hazırlık yapmalıdır. Kendisi son derece rahat yaşarken halkı yoksulluk çeken devlet adamını çetin bir hesabın beklediği çok açıktır. Hazret-i Ömer (r.a.) dahi bu azaptan korkuyorsa, diğerlerinin vay haline!

*Devlet işlerinde vazife yapanlar, başkalarının hakkına çok kolay ulaşabildikleri, bütün gücü kendilerinde gördükleri için, yaptıkları her iş kayıt altında olmak zorundadır.  Devletin vazifelendirdiği birisi, mazlumun, yetim ve fukaranın hakkını yerse, vay o devletin haline!

*Herkes liyakatine göre değerlendirilmelidir. Kişide aranması gereken şey mal mülk değil hünerdir. Soyu sopu belli olan kimseler varken devlet vazifesi ne idüğü belirsiz olanlara verilmemelidir. Devletin bekası için, ehil olmayan kimselere iş buyrulmamalıdır.

*Devlet işlerinde dini bütün, Allah korkusu olan, haram yemekten kaçınan bir yardımcıyı herkes ister. Ancak aksi durumda, yardımcı yerine bir casus beslenmiş olur. Bu da devletin bekâsını temelinden sarsacak mahiyette bir olumsuzluktur.

*Devlet işlerinde vazife yapanlar, iyi ya da kötü olabilirler. Halk, iyileri hayırla anarken kötüleri nefretle yâd eder. Sevilen bir devlet adamı olmak varken, arkasından kin duyulan biri olmak akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. Zira makam mevki geçicidir, kalıcı olan insanlık ve hayırseverliktir.

*Devlet adamı zulmetmemeli, zulmetmiyorsa bile vazifelendirdiği adamların zulmedip etmediğini bilmelidir. Yoksa mazlumların ettiği ah, eninde sonunda dönüp kendisini bulacaktır.

*Merhamet son derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayı da bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devlet adamı ortaya çıkacaktır. Tarih kitapları, taş kalpli nice devlet adamının kalıcı olmadığını ısrarla yazarken bu gerçeğe işaret etmektedir.

Beğen  
Yazar

Hayattaki nihai hedefi yaratılanı,yazılanı okumak olan, okuduklarını kendine saklayaman bir paylaşımcı. İnsanı ve yaratılanı yaratandan ötürü seven bir hümanist. Sizin en hayırlınız öğrenen ve öğretendir müjdesine nail olmaya çalışan bir eğitimci. Sanatın insanı yansıtan bir ayna olduğuna inandığı için her dalıyla az çok ilgilenmeye çalışan bir sanatsever. Daha yaşanılır bir dünya için gözüyle değil yüreğiyle bakmaya çalışan bir hayalperest.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir