Ana Sayfa Sizden Gelenler

Sizden Gelenler

Rama

0
Gönlüm yine yanlış limanın  sularında demirledi Rama. Bir hülyaya dalmak varken gölgenin serininde, Kabuslarımı besliyorum  derin bir bataklığın en kuru yerinde. Sen yine de elimi tut Rama, hiç bırakma.   Gönlüm yine yanlış kitabın  kapağını açtı Rama. En güzel şiirlere merhaba demek varken  aşk dolu satırlarda, Harflerin idamına ağıtlar yakıyorum içi azap dolu karanlık mezarlarda. Sen yine de elimi tut Rama, hiç bırakma. Gönlüm yine yanlış topraklara ekinler ekti Rama. Sevdanın güllerini yetiştirmek varken umut bahçelerinde, Kuraklığa ateşler yakıyorum sensizlik cehenneminde. Sen...
DİNLEYEN DİNLENİR...   İslam Tasavvuf'unun çok kıymetli eserlerinden biri olan, Hz. Mevlana'nın yazdığı Mesnevi-i Şerif, ''Bişrev" yani ''Dinle'' diyerek başlar. Bu, aynı zamanda Kuran-ı Kerim'in ''İkra'' yani ''Oku'' ile başlamasıyla da alakalıdır. Okumak insana ne kadar çok şey katıyorsa aynı şekilde dinlemek de katar.   Dinleyen dinlenir ne demektir?   Kelimeler içinde bir çok anlam barındırırlar. Adeta matruşka bebeği gibi, derine indikçe yeni bir şeyler...
Ne kadar da basitleşti seviyorum demeler Adına aşk denilen türlü nane yemeler Ayırdında hisli gözler, pınarından nem eler Sevda demeyin şuna, bari o temiz kalsın   Dokunmak tenle değil,  yüreklerle olsaydı Şehvete indirgenen bütün güller solsaydı Bu düzenin mucidi saçlarını yolsaydı Sevda demeyin şuna, bari o temiz kalsın   Eskiden yâr diyenin şol sinesi yanarmış Ondan ayrı kalan ruh oluk oluk kanarmış Anladım ki zilletin, sebebi yiten armış Sevda demeyin şuna, bari...

Bizim

0
Gönlümüz mutmain huyumuz halim, Harama meyletmez gözümüz bizim. Özümüz sadıktır kalbimiz selim, Kimseyi incitmez sözümüz bizim.   Biz sevdik mi Allah için severiz, Hiç kimseyi değil Hakk’ı överiz, Nefsimizi ıslah için kovarız, Rabbe yöneliktir yüzümüz bizim.   Melâli yaşarken çehremiz gülmez, Helâl olmayanı midemiz almaz, Ümit ikliminde gülümüz solmaz, Maveraya uzar izimiz bizim.   İster tipi gelsin ister fırtına, Umudumuz elbet baki yarına, Hiç birimiz razı değil talana, Sebepsiz inlemez sazımız bizim.   Daha ölmeden de ölmeyi bildik, Hazarda seferde...
Bilemezdim Alnıma örtü kâküllerimle ve Gökyüzü gömleğimle Beklerken bir durakta Senin sonsuz tebessümlerine Çarpacağımı Bahçeme ektiğin Yemyeşil çınar ağacını Lacivert sırt çantanı Lacivert montunu Gözlerine sığmayan Lacivert sevdanı Bilemezdim İçimden küseceğimi sana Yalın ellerimle ayıklamayı yangınları Boşluktaki bir noktaya Vefayla bakacağımı Acını gizleyeceğimi Uzun kollu kazaklarla Bir sebebi olmalı kalbimin Bunca ağrımasının Bir neden uydurmalıyım Dargınlığıma Kırgınlığımı seyretmeliyim Askıya asılı hırkanı Seyreder gibi “İnanmak” gibi Seviyorum seni. Ülkücan Sütbaş
Bizi biz yapan, tefekkürümüzü, ufkumuzu, insanı insan yapan insani değerlerden çıkartıp Şark medeniyetini aşağılayan bir topluluktan medeniyet olur mu? BATI! Şark Medeniyeti nedir? Ne demektir? Biliyormuyuz! Neden? Çünkü bizlere böyle bir ufuk aşılanmamış, zihin dünyalarımız değişmiş, batı fenotipleri veya fenomenleri haline gelmişiz. Nedir biliyor musunuz? Şark Medeniyeti şuur, ufuk ve maneviyat demektir. İnsan demek, insanı eşit tutan; aşağılamayan, değerleri zirvede, zinde tutan...
Aldıkları dualar haberdir yarınlardan Hep seçilir gökyüzü bu cesur alınlardan.   Dokuyup dertlerine, hem ilahi yazıyı Duyarlar nerde olsa, kimsesiz bir sızıyı   Görününce yüzleri, ansızın uzaklarda, Yapayalnız evlere, gün ışır sokaklarda.   Sunarak ellerinde, canlarından niceyi Mazlumun çehresinden, kaldırırlar geceyi   Her adımda uzanıp hilalin sözlerine Dağıtırlar semayı, kaç çocuk gözlerine   Ne baharlar büyütür, o sildikleri yaşlar Hangi dilde çağırsan, merhametle adaşlar   Belki yok eller gibi rengarenk ipekleri Lakin gel gör, kıtalar doyurur yürekleri   Birde bileklerinde...
Git başımdan doktor, ilâç istemem En çok ben yanayım, taht-tâç istemem!.. Hiç bir şeyim yoktur aşkımdan başka Gelmesin kapıma muhtâç istemem!.. Benim Hak'tan gayrı bir sevdiğim yok Aşkullâh yolunda burgaç istemem!.. Yanayım, yanayım dâim yanayım Dirilsin bu gönlüm kıraç istemem!.. Ey Sükûtî, sakın bıkıp usanma Nâr-ı aşktan başka minhâc istemem!.. Hızır İrfan Önder