Dilhâne > Sizden Gelenler

Yoksun

Dimdik duruyor sancılarımız Yüreğimize battıkça kanatıyor Bir ceylan misali heyecanla ıssızlığa Bir matemin peşinden koşuyor. Sulara kazınmış derimiz, Nereye baksak her yerde her an iz Ve biz çocukları dünyanın Göğün şahlanan atları Anaların gönül taçları Kahkalara boğan neşeleriyiz  gözün yaşlarında. Susturduklarımız cennet için Aşk için birikir odalarında erdemin Yüreklilik berekettir aş bekleyen yetimlere Bir gül iliştir gözlerindeki kelebeklere Ki kuşlar kırıntılarıyla beslensin merhamet denizinde. Siz

Daha Fazlası

Mavi Uçurtma

Bir mavi uçurtmayım çocukların elinde, Gezerim şehirleri talihimin yelinde. Çocukların yüzünde artsın diye tebessüm, Hayallerini taşır ince çıtalı göğsüm. Gökte arayıp dururken bilemedim yittiğimi, Belki bulurum sandım, yerde kaybettiğimi. Boğuştukça rüzgârla eriştim yükseklere, İçimdeki derdi gamı sattım mavi göklere. Hatıralar takılmış rengârenk kuyruğuma, Kopmuşum kayıtlardan, kim karışır buyruğuma. Recep Şen

Daha Fazlası

Dolunay Sokakları

Dalınca ışığına boğulur gecelerim, Gözlerimi kırpar nefesimi tazelerim, Belki bir gün yorulur ama Nuruna doymaz gözlerim. Derdi olanda bakar sana sevinci olanda, Ne hikayeler saklıdır tepelerinin ardında, Çocuklar var mı sokaklarında? Ben öyle hayal ettim bırak oynasınlar orada. Bazen bulutlar girsede aramıza, Gök gürüldeyip kızsada bana. Darılmam ben sana, Işığın hep yanımda. Duru güzelliğin, Sade ve samimi rengin, Yıldızdan alemlerin, Mehtabında saklı gelinliğin, Sonsuz tekbirlerin var

Daha Fazlası

Aç Gözlerini de Güneşler Aydınlansın

Ağırlaşan dertlerimin merhemi sende, Karanlığın gölgesinde ışık saçan nur. Muhabbet bağında salkım salkım üzümler, Aşk şarabının mey kokan mâyisi sende. Leyla'daki görünse de bilinmeyen sır, Mecnun'daki çölleri gülşen eden şarap. Ferhat'taki dağları delip geçen hasret, Şirin'deki on dört günlük ay cemâl sende. Ebr-i nisanda çisil çisil yağan yağmur, Ağustosun ortasında ıslanan toprak. Seher vakti gözlerine doğan o güneş, Anaların doğurduğu periler

Daha Fazlası

Hatıralar

Zamanla unutulur güzelim hatıralar, Sis perdesi çekilir, lâl olur orkestralar. Şair kurcalar durur mazi denen toprağı, Hani şimdi nerede kuruyan gül yaprağı? Güz yağmuru başlar yitenlerin ardından, Hayal olur bildikler, söz edilmez adından... Değirmenin çarkında un ufak oluverir, Eski resimde dostlar öylece kalıverir. Gidenler unutulur, burası dünya, bilinmez; Vefa bekleme sakın, bu pazarda bulunmaz! Hatıraları taşır ufuklarda bir gemi, Uğramadan limana,

Daha Fazlası

Bazı Aşklar İtiraf Edilmemeli

Bir insan sevdiğine nasıl açılır. Ya da kim hislerini sadece kelimelerde karşı tarafa aktarabilir. Böyle bir yazıya Nasıl başlanır yani nasıl hitap edebilirim inan bilmiyorum. Yani sana.. Söz konusu sen olunca cehaletim artıyor. İnsan yanım bir yana, kadın yanımla hislerini böyle ulu orta yere dökmek biraz da zor geliyor..

Daha Fazlası

Kukushka

Akmakta olan ırmaklara bir bak. Candan bakan şehla gözlere bir bak. Örsen de saçını benim ellerle, Beni benden alan gönlüne bir bak. Göklerde olan yıldızlara baksam, Uçmakta olan kuşları görsem, Ne yıldız, ne kuş kalır ; seni görsem, Seni bana veren peykare bir bak. Kukushka'lar öter duysa adını, Ay doğar geceme görsem yüzünü , Ruhum şad olur tutsam ellerini , Geceyi

Daha Fazlası

İki Artı İki Dört

Karamsarlığa, karanlığa, karmaşıklığa esir olmuş ruhlar alemidir dünya. Yığınlar dolusu mutsuz, umutsuz çehrelerin saltanatında; ameliyat masasında ölüme terk edilmiş maktulden ibaret. Gülen yüzler kalın bir toz tabakasıyla kendini müzelik raflarda muhafaza ederken; kırılmaz kalpler, incinmez ruhlar hayal edilemez bir ütopya durumunda. “Nerde o eski..” diye başlayıp derin bir iç çekerek

Daha Fazlası