Ana Sayfa Şiirler

Şiirler

Seninle doğuyorum artık her yeni güne. Seninle batacak bu ömür. Taze bahar dalı gibi narin bakışların. Baktığın her yere konmak istiyorum.   Seninle güzel geliyor en sevmediğim şarkılar. Çözemediğim bir bilmecesin sanki. Günlerden sen, kokun çalınıyor yine burnuma. Ben bağıramadıkça haykırıyor kalemim.   Suyun güle yürümesi gibi bir vuslat bekliyor belki bizi, Gecenin kızıla bulunacağı sabahlarda bulacağım seni , Yakacağım son derdimi ateşte , Selamsız gelen sevdanı saracağım upuzun kollarıma.

O Dil

0
Dilhâne okurlarına… Aşkı buldum da yeniden Alevin dili çözüldü ateşten Her alacakaranlığın şafağı Fısıldar yüreğime o dilden   Ne anlatır göze, o görünen Renklerin biçimlerin tuvale dediği Uğuldayan ormanın söylediği Baharda açılan çiçeklerin dilinden   Boşluk nasıl anlatır kendini Akarsu pınarın derdini Ateşin hıçkırığı, külün iniltisi Sağır toprağın dinlediği, ölüden   Kökleri ağacın ne söyler derinlere Gömülen o ruh bedene Bir gölge ne konuşur gövdeyle Yüreğim artık konuşur o dilden
Umbilikal kordonu boynuna dolananlarız biz. İdamımız kesin, Ecelimiz kaygılı Taşra mezbahanesi gönlümüz Sırtımızda avcı okları. İddialıyız ve bir o kadar da saplantılı Kölesiyiz kendimizin ve efendisi yargılarımızın Arapçası mıydı bana söyleten bunları? Göz kırpar haince Onurlu hayallerimizin kıpraşık amelleri Bilinçaltımız firdevsin varisi Düşündüm bir akşamüstü Hangi cümlelerle kime nasıl nerede ve ne zaman anlatabilirdim kendimi Neye nasıl ikna edebilirim dinleyenlerimi Mümkün müydü konuşabilmek ve susmak bir evrende yerli yerince; Ahlaksızlığa gem vurmak bir gece Ve...
Mecnun olmak zor şimdi, Leyla bulmak mümkün değil… Çöller kabul etmez bizi, Ceylanlar yoldaş olmaz bize… Rakipler çetin getirilemez dize, Şöhret rakip, para rakip, lüks rakip… Mevla uğruna savrulurken küllerimiz, Leyla’dan geçemeden solar oldu güllerimiz… Leylalar uzaklaştırır oldu Mevla’dan, Kimse çöllere düşmüyor kara sevdadan… Bedendir şimdi iltifat edilen, Ruh güzelliğidir her geçen gün elden giden… Maşuklar kara kuru değil, Leylalar tuzu kuru âşık peşinde… Yanan bulunmuyor aşk ateşinde, Dervişlerde değil gönüller; papazında, keşişinde… Samanlıklar...
Şüphesiz insan bir maden olsaydı Kurşun olurdu Ağır başlılığı ve ağır duruşu bundandır Mesela, ölünce, rengi kurşuna benzer İşte, kaskatı olur ya damarları Derdi de hep bundandır Sen kurşunsun diye bir ayine tanık olmaya hakkın yok Hakkın yok can almaya kurşun hâlinle Ölmeye, öldürmeye hakkın yok anla Anla, baş başa kalamazsın kendi derdinle bile Sana kurşun olma diyen yok kafir bakışlının alnında Sadece sevdayı dökmeden o mübarek kanı kurşunla Bir kurşun...
Aheste yağıyorken meleklerin elinde, Gecemin bu vaktini cömertçe selamlarsın. Buğulu nefesimde, yalnızlar otelinde, Eriyip de içime ince ince damlarsın.   Sen ki narin gelinlik, kuşattın benliğimi, Kapattın senden başka her ne varsa dünyamda! Üşütmez artık soğuk, dondurmaz iliğimi, Çay sıcaklığı gibi sevda tüten eyyamda.   Raksını izleyenler hayran olur seyrine İmrenir saflığına masalımsı kardelen... Sahrayı serinletir, inersin tane tane, Toprağa nakışlanan eşsiz ilahi desen.   Sarsın koca serviyi duru beyaz sadelik, Irganmasın dalında o nazenin...
Benim kanımı çok akıttılar anne Bir gece vaktinde Soğuk, karanlık bir kafesin içinde Kör, sağır ve dilsizdi gece Dilimi bağladılar bir kuşun kanadına Cümle cihâna feryat ettim Penceremi dahi aralayan olmadı anne Saçlarımdan sürüp Şehrin meydanına astılar beni Gelip geçti yanımdan Erkekler ve kadınlar Kördü sanki benden taraf yanları Buz kesti elim, ayağım anne Güneşe hasret sızıladı yaralarım Hüküm giydirdiler bana anne Yüzüme okudular Suçta cezada dillerindeydi Bir taş...
Filistin'de çocuk olmak Gözleri katle alışmış  Eli taşlı beklemek İftarı gözyaşıyla açmak Ramazanda Bir soru cevabı vicdan sızlatan "Anne! çocuklara küçük mermi sıkılır değil mi? Yaraları küçük açılır değil mi?" Ve bir tebessüm ki gözyaşıyla sarılmış El değdikçe masumlaşan "Ah!" deyip öpüşüyle sarmak her yarasını Biz bırakmadık elimizden oyuncaklarımızı Savaş var deyip vazgeçmedik çocukluğumuzdan Hasret kalmadık müslüman gibi yaşamaya  Hesabını yapmadık  insanlığımıza sıkılan  Her merminin açtığı yaranın derinliğinin Bizler uyurken bıraktık vicdanlarımızı kenara Bir televizyon haberi...