Dilhâne > Şiirler

Siyah Çocuğum Ben!

Ben: Siyah çocuk. Geniş çöllerin ve derin denizlerin öksüz evladı. Yolunda akrepler, yılanlar… dillerinde zehir, Rüzgarın semada ve yerde fikr-i ilminde sır, Sürgün ülkelerin her daim yabancısı, hem dem kiracısı: siyah çocuğum ben. Sen: beyaz kralın kızı. En güzel boya Allah’ın boyası iken, Ne siyah kalabilmiş ne beyaz olabilmiş âraf, sen! Yüreğinde Afrika çölleri saklıyken, Tacını, Endülüs misal gurbet

Daha Fazlası

Sen

İzbe kalır inkâr edersem varlığım, Sükut yüklü çehreyle beklediğimsin. Issız dağlarda hare saçan ışığım, Yakamozlu sığ sularda düşlediğimsin. Haşyetin gölgesinde tek sığınağım, Vakitsizce şahlanan toy kısrağımsın. Duaya teşne lâl dilimdeki tutsağım, Heybemde saklı kalan yol azığımsın. Asumanın gölgesine saplanmış mızrağım, El değmemiş pirüpak sancağımsın. Gözlerinin kuytusunda canlanan yanardağım, İlmik ilmik örülen hasret ağımsın. Bir bakarsın cemre düşen toprağım, Bazen zemheri soğukta oluşan buzdağımsın. Erbain

Daha Fazlası

Demokrasi Meydanı

Karanlık bir geceydi 15 Temmuz günümüz, Sokakta, meydanlar da milli yürüyüşümüz, Birlik ve beraberlik bütün Vatan elele, Al yıldızlı bayrağa feda olsun ömrümüz. Bayrağımız boyanmış şehitlerin kanıyla, Göklerde dalgalanan ay yıldızın şanıyla, Türk insanı savaşır imanıyla canıyla, Kimsenin gücü yetmez bu vatanı yıkmaya. Allah'ım ayırmasın bizleri bu Vatandan, Bu Millet hesap sorar ülkesinin satandan, Korksunlar bu ülkeye göz diken teröristler, Mermiye

Daha Fazlası

Adının Yanına

Kır çiçeklerine dokunuyor ellerin, Bahar gelmiş coğrafyamıza. Biliyorum umutlu şarkılar söylersin Bembeyaz göğü saran bulutlara. Dünya bir başak tarlası; Bir ektiğin bin olur burada. Zalim bir düzen var diyorlar Nerededir, kaç yaşındadır mesela? Dünyaya bir kanaldan yayılmış diyorlar Annene sarılır gibi sarıl umuda. Bilmenin sırrına erdi insanlar! Aciz kaldım insanların yanında. Bahtın karanlıkta olmasın Şefkatin ay gibi aydınlık saçsın adeta Kötünün yeri, senin yören

Daha Fazlası

Ufku Arayan Gözlerin İçin Şiir

Gökyüzü taşımaz beni, Ruhları hafiflerin göçüdür. Kuşlar umursamaz beni, Bu diyardan sen götür. Derdini dert bilirsem Uzayıp bitmez gecem; Açıktır işte pencerem, Bu diyardan sen götür. Al arkana rüzgârları, Maziden kalan tozları. Senden kalan yadigârları, Bu diyardan sen götür. Yüzün zihnimde yitip gitmiş Derdin, derdimi bitirmiş. Hüznü bilmem kim getirmiş, Bu diyardan sen götür. Uzakları boyadım senin için, Ufku arayan gözlerin için. Beni saklamakta bilirsin için, Bu diyardan sen

Daha Fazlası

Temâşâ

Bir kedinin gözlerinde O’na rastlamak sanki, Bir çiçeğin tekâmülünde Bulmak O’ndan izleri. Annelerin sinesinde Hissetmek inayetini, Ve duaların kabulünde Kudretiyle rahmetini. Bir kalbin incesinde İzlemek süslerini, Ve bir bebek elinde Sanatının tecellisini. Baktığında gökyüzüne Ya da seyrinde bir faniyi Hayran kalmak tasvirine Düşünmek malikini. Paylaşmak secdelerde Onunla dertlerini, Gelecek bir rikkate Talip olmak bir nevi. Birazdan gördüğünde Cevaben takdirini, Kalakalmak hayretle Duydu diye sesini. Sırf O istedi diye Şükür bilmek maziyi, Ve inanmak atiye Sevdiği için böylesini.

Daha Fazlası

Saklı

Bu gece bereketli geçiyor Gözlerime yükselen mum ışıkları yüreğimin duvarlarına (olmayacak) hayal oyunları düşürüyor. Üşüyen elektrik telleri arasında gidip gelen şeylerin keskin kulakları sağır, gözleri kör bırakmasına küsüyor zihnim. Haramilerden bir şey satın alıyorum Bana sattıkları ise benden çalınan Dünya ne garip bir yer diyorum Gök çatıyor kaşlarını “Beni unutuyorsun” –der- gibi. Nasıldı bilmiyorum eskilerin dilinde Ne derlerdi şu hakikate, nerede saklanırdı? Ve anlamam neden sır sayılmış her

Daha Fazlası

Dost

Ben bir cahil idim dünyaya şaştım Nice arif, âlimlerden fikir danıştım Ne hendekler geçtim, ne dağlar aştım Önümdeki engelleri düz eyledin dost Yeri geldi dizini yastık bildim Sinene yaslanıp gözyaşlarımı sildim Parayla, pulla biçilemez kıymetin Gönlümün köşkünü yer edindin dost Dostunu on satıra sığdır dediler Kalemi, kâğıdı ellerime verdiler Mürekkep eyledim tüm deryaları Seni tarife kelâm yetmedi dost

Daha Fazlası