Ana Sayfa Kudüs

Kudüs

Bir Kudüs masalından bahsedeceğim size. Masal diyorum ama kanlı bir döngüde debelenen bir şehrin  bir sevdaya sahip çıkışında alnından akan terler gibi ter dökeceksiniz okurken. Söz mü?  Başlayacağım anlatmaya ama kanım çekiliyor parmaklarımdan, kaburgamı sıkıyor bir güç,  yeltendikçe ondan bahsetmeye , çatlak fikirlerin kollarımdan çekiştirmeleriyle beynimin " Dur aslanım! " diyerek ayaklarıma, ellerime , hatta bazen dilime bile vurduğu...
Kainat, en mesrur günlerinden birini yaşıyordu işte. Bulutlar ilahi bir cezbeyle rüzgarlar önünde savruluyor Taberiye Gölü’ndeki balıklar vecd ile oynaşıyordu. Gözü yaşlı gönlü yaslı masumlar lisanlarında bir vird-i zeban haline gelen o kutsi ismi bir dua gibi terennüm ediyor beli bükük ihtiyarlar şükür secdeleri ile gençleşen ruhlarına Merhamet dileniyorlardı. Selahattin Eyyubi… İslam’ın en sevgili sultanı… Şimdi Kudüs önlerine kadar gelmiş...

Kudüs Mektubu

1
Mazlumun suskunluğu, zalimlerin garezi; Gözleri kör cihan'ın, kulakları sağırdır. Mahşer günü kurulur, bir ilahi terazi; Bir damla gözyaşının, bedeli çok ağırdır. Ruhumda kaç çocuğun, yetimliği var Kudüs. Sevda Kudüs, aşk Kudüs, hasret Kudüs, yâr Kudüs. Zalimde kanlı postal, çiğner iken koynunu, Eyyübi'nin kabrini, yırtıp çıkması yakın. Gülistanda kırdılar, güllerinin boynunu. Dört yanın diken olsa, ümidin kesme sakın. Sen ağlarken sessizce, bana cihan dar Kudüs Sevda Kudüs, aşk Kudüs, hasret Kudüs,...

Rachel

0
Ah Rachel! Gönlümün iklimlerinde ne güneşler doğuyor sana dair... Kentine bir adım daha yakınım, kendime uzak Beraberimde yağmurları getirdim; Esmer yüzlü çocukların suretindeki telaşlı bekleyişleri, Umuda susamış tevekküli sessizlikleri; Hanin Tafiş'in yaşam orucunu bozan bombanın panzehirini... Cemresini bekleyen toprak gibiyim; Düş ki içime, can bulsun filiz çekirdekleri. Düş ki yanayım, uçuşsun hürriyet kelebekleri Ey Rachel, Ey mazlumiyetin kadını; Qamişlo'nun, Gazze'nin, Halepçe'nin, Halep'in, Diyarbekir'in... And olsun İbrahim'in Rabb'ine Kudüs'ün dudaklarının kıvrımına hürriyet denen tebessüm düşmedikçe; Yanağımdaki gamzeler...
Kokuşmuş bir kavram; yeni düzen deyip dururlar Ulusu istilâcı, devleti zorba, Dilleri küfür ve kalplere kapkara! Üstlerini örttükleri hakikat nur gibi parlıyor elbet Susturulmuş dünyanın biricik işi buysa şayet Selahaddin Eyyubi’den emanet bir cesaretle Ellerini göklere yükselt ve yumruğu savuştur Namertliğiyle yedi düvele nam salmış itlere Özrümüz kabahatimizden daima büyük olacaksa Zalim bir millete kükremeye var mı gerek Galibizdir galip amma artık vaciptir yırtmak Ümmetin giydiği mesakin elbisesini derhal. Rasul’ün emaneti...