Ana Sayfa Genel

Genel

Üşüyorum, güneş derman olmuyor yaralarıma. Isıtmıyor içimi. Bir sağıma bakıyorum, bir de soluma. Zaman, avuçlarıma doluyor. Gözlerim kapalı, ağlıyorum.   Neredesin ey cân? İçime akıp bul beni! Tut kalbimin ellerinden, Hasret türküsü, bir garip çağıldar bu gece. Hislerim yorgun düşer, susayan toprağa. Bütün bedenimi sarmalar, yokluğun.   Gel, gel ve gir! Uçsuz bucaksız, ummansız dediğin, Yetim yürekli öksüz çocuğun, Mahzun, kalender göğsüne.  Tut ellerinden! Çölde maya çalmış bir vaha gibi karanlık düşlere, umut ol!   Saf, hamuru bozulmamış, Kendinden geçip Kendinde...
Bibi Sudanlı Bibi, kendisini izlemeye gelen Batılı ziyaretçilere korku dolu gözlerle bakıyordu. Bu beyaz tenli insanlar kendisinden çok farklıydı. Sarı, kumral, kızıl saçları; sırtlarına, bacaklarına giydikleri elbiseler ve başlarına taktıkları şapkalar o kadar temiz, o kadar güzeldi ki eğer bütün ailesini öldürmemiş olsalar Bibi onları çok sevebilirdi! Kafesten içeri attıkları çekirdeğin nasıl çitlendiğini onlar yerken öğrenmişti. Fakat çekirdekleri maymunlara yaptıkları gibi...
En güzel misafirimiz olan Ramazan-ı şerifin son günlerinde içimizi bir hüzün kaplar. Sevgiliden ayrılma vaktinin gelmiş olduğunu bilmek içimizi sızlatır. Son demlerimizi yaşarken onunla, oda bir veda hediyesi bırakır avuçlarımıza... Adı bayram... Ne kutlu ne güzel bir hediyedir. Sevgili ile biriktirdiğimiz tüm iyi hasletlerimizin bir bir mükafata dönüştüğü anın adıdır bayram... Sevinç günüdür... Giden sevgilinin ardından sana söz yine geleceğim...

Hayal

0
Büyük hayalleri, küçük hayatları var herkesin, Esintisine kapılırız her akşamüstü kavakların, Gündüzüne ne esinti kalır ne kavak, Tekdüze yaşamda ömür tüketiriz. Güzel hayalleri, kötü halleri var herkesin, Ulaşılması zor bir dünya sanki, Düşlerde kurulan… Hak etmediğimiz hayallere bakarız yalnız. Ulaşılmayan hayallerimiz, kırık kalplerimiz var, Söz ile tamir olunur mu bilinmez. Hangi araç gider sahi hayallere? Çabasız kollarımız, yitik cesedimiz var bizim. Hayalsiz yaşanmıyor diyorlar. Bir kandırmaca bir kurgu mu bu? Bağlanmanın tek yolu...
Gözlerinde karaya vurmuş bir gemi Gözlerin boşluk… Dalgalar sahile söyler Altın bir yay gibi doğarken ay Kaç ölü yatar Gözlerindeki mezarlıkta Aşılmaz sınırların Issızlığında Gözlerindeki mezar taşlarından Dökülen kelimelerdir Gönül dağarcığımdaki Seslenişler Can çekişen Dirilere mi işarettir O gözlerindeki Dipsiz ufuk Gözlerinde solduğum Kulaklarında Donduğum Gündür ölüm… Yorucu bir rüya, dünya Tunç yürekli heykellerin konuştuğu Karanlığın masalı Boşluğun sesi Küçük adımlarla ilerler saat Zaman yutarken anı Gözlerimden çözülüp kayar Bir avuç yıldız artığı Terk ettim yüreğimi O adresi olmayan mektup Hayalinle yüklü uzaklar Sonsuzdan bir önceki durak Karanlığa bir kibrit çaktım Yokluğunda Bütün...
“Kaldır başını Ey Âdemoğlu, semâya bak! Neler göreceksin orada, üşenme hele bir bak”. Nice güzellik saklıdır göklerde, insanı kendinden alıp asıl benliğine, benliğinin de derinliğine kavuşturan. Vakit artık kavuşma vaktidir, vaktini bekleyen gönüller için. Görmek istiyorsan o güzelliği ve kavuşmak istiyorsan artık asıl benliğine yineliyorum sözümü: “Kaldır başını göğe, semâya bir bak, gördün mü? ‘Hilal’i gördün mü?” Görmek için gün...

Malcolm X

0
Amerikalı Müslüman siyasetçi, insan hakları savunucusu, gelmiş geçmiş en etkili siyahi Amerikalılardan biridir. 19 Mayıs 1926 tarihinde Nebraska eyaletinde dünyaya geldi, asıl adı malcolm litte’dir, daha sonraları litteyi değiştirerek x adını alır. Sancılarla dolu bir geçmiş, İslam’a adanmaya niyetlenmiş bir ömür. Siyahiliği sebebiyle dışlanılan enkaz bir yürek, işte Malcolm ’un yürek burkan hayat mücadelesi. Babası Reverend Earl Little, siyahilerin Amerika'da hiçbir zaman...
Henüz küçük bir çocuktum. Bir an önce büyümek için içimde çırpınan çocuğa bir türlü mani olamıyordum. Ve sanırım artık büyük bir adam olmanın vakti gelip çatmıştı. O gece büyük bir heyecanla kapattım gözlerimi. Gecenin koynuna sığınıp bir bir saydım yıldızları. Yarın dedemle ilk Cuma namazına gidecektik. Hem de dedemin her gece başımı okşayıp anlata anlata bitiremediği Ayasofya’ya. Dedem beni...