Canımız Türküler

Canımız Türküler

Çoğu insanın dinlemekten zevk aldığı, dinlerken uzaklara daldığı, her bir ezgisinde kendinden bir şeyler bulduğu ve farklı farklı yörelerde, farklı farklı insanların yaşamlarından, farklı farklı hikâyelerin sonucunda ortaya çıkan; bizleri kekik kokulu koyaklara, yüce dağ başlarına, pencere önlerine, buğday yüklü tarlalara, gelinciklerin kol gezdiği vadilere götüren; biraz acı, biraz hüzün ve Anadolu’nun her bir köşesinden izler taşıyan, kültürümüzün mihenk taşı türkülerimiz.

Düğünlerin, şenliklerin, ağıtların da bir türkü olması neticesinde cenazelerin ve Anadolu insanının olmazsa olmazı, bazen yakılan, bazen yakan; samimiyetin, insanlığın ve sevginin şekil bulmuş hâli; canımız, ciğerimiz türküler.
Türküler, sözleri ve sözler içerisinde taşınan manalar dışında hikâyeleriyle de insanlara cazip gelmektedirler. İnsanların en az türkülerin sözleri kadar hikâyelerine önem vermesinin sebebi de aynı olayların benzerlerinin kendi başlarına gelmiş ya da gelebilecek olmasıdır. İnsan bazen de o türküleri yakanların, o sözleri yazanların yanı başında olmak istiyor. ‘’Ne güzel türküler yakarmış eskiler! Her türkü tek başına bir tarih sanki. Öyle içten, öyle canlı ki, insan türküyü yakanları, söyleyenleri karşısında, yanı başında görür gibi oluyor. Onlar gibi yaşamak, onların acılarına ortak olmak, onlar gibi sevmek istiyor. Daha yakından tanımak istiyor onları. O nesiller işte bu türkülerde, bu türkülerle yaşamaya devam ediyorlar.’’ (Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel)

Güzelim türkülerimizden, canımız türkülerden bahsettik, durduk. Gelin, onlardan birinin öyküsünü anlatayım size.

Size öyküsünü anlatacağım türkü, Eskişehir yöresine ait ‘’Karadır Kaşların Ferman Yazdırır’’ türküsüdür. ‘’Karadır kaşların ferman yazdırır/ Derdin beni diyar diyar gezdirir.’’ dizeleriyle başlayan 1940 yıllarda meydana gelen bir olayın sonrasında şiir olarak yazılan daha sonra bestelenen türküdür. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde gerçekleşen olayın kahramanları Mustafa Tuna ve Raziye Hanımefendi’dir. Mustafa ve Raziye birbirlerini sevmektedirler ve evlenmeye karar verirler. Hem Mustafa’nın ailesi, hem de Raziye’nin ailesi bu evliliğe karşı çıkarlar. Ailelerin bu evliliğe onay vermemesinden dolayı Mustafa’nın tek bir çaresi kalır, o da Raziye’yi kaçırmak. Arabacı Raşit’in arabasıyla çeşmenin başına yanaşırlar ve Raziye’nin çeşmeye su almaya gelmesini beklemeye başlarlar. Su almaya gelen Raziye’yi Mustafa zorla arabaya bindirir. Eskişehir yoluna doğru ilerlemeye başlayan araba, atlar Kızıltepe’ye doğru yöneldiğinde devrilir. Raziye, ailesine teslim edilir. Mustafa’nın koluna zincir vurulur ve cezaevine götürülür. Hapishanede geçirdiği günlerde şiirler yazmaya başlayan Mustafa’nın şiirleri daha sonra bestelenir. Bunlardan birisi de ‘’Karadır Kaşların Ferman Yazdırır’’ şiiridir. Mahkeme günü geldiğinde, olayın diğer kahramanı olan Raziye, mahkemede kendi rızasıyla kaçtığını söylese de yaşının küçük olması sebebiyle Mustafa iki yıl ceza alır. Mustafa, günlerini tamamlarken Raziye başkasıyla evlendirilir. Raziye’nin başkasıyla evlendiğini duyan Mustafa daha sonra Eskişehir’i terk eder. Çeşitli illerde ve ilçelerde inşaat işçiliği yaparak günlerini geçirmeye, Raziye’sini unutmaya çalışır. Kalecik’te bulunan teyzesinin yanına gelerek orada evlenir. 88 yaşında vefat eder. Türkünün öyküsünün yaşandığı yer Eskişehir Seyitgazi olmasına rağmen TRT kayıtlarında Zonguldak yöresine ait olarak gözükmektedir.

Karadır kaşların ferman yazdırır
Aşkın beni diyar diyar gezdirir
Lokman hekim gelse yaram azdırır
Yaramı sarmaya yâr kendi gelsin…

Beğen  
Yazar

1998 yılında Nevşehir'de doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi Nevşehir'de tamamladım. 2016 yılında Ahi Evran Üniversitesi Türkçe eğitimi bölümünü kazandım ve eğitimime devam etmekteyim. Şiirin insanları ruhsal olarak doyurmada bir araç olarak kullanılmasından yanayım ve bu sebeple insanların kulaklarına değil ruhlarına hitap etmeye çalışıyorum. Bu dünyaya bir iz bırakmak ve hatırlanmak adına naçizane yazıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir