Bir Öz Çekimlik Sevdalar

Bir Öz Çekimlik Sevdalar

Eski günleri, eski sevdaları yâd ederken, eski bir türküyle başlayalım söze,

“Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi
Altım çamur, üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi”

Yaşımız belki o kadar eski değil ama maalesef her geçen gün bir önceki günü özler olduk. Lakin özlediğimiz zaman değil tabii ki tertemiz gönüllerde tertemiz sevdaları özler olduk.

Bizde sevdik ey can, bizde sevdik
Hem de ciğerlerimiz yanarcasına,
Yüreğimiz kanarcasına sevdik

Bizde bekledik bir ahu gözlünün yolunu, sokağının köşe başında. Belki balkona çıkar, kim bilir belki perdeyi aralar, bir lahza dahi olsa yâr yüzünü görürüz diye kaç gecemizi sabaha bağladık uykusuz gözlerle.
Çok şey değildi istediğimiz. Bir tatlı tebessümünü görsek bayramlık alınmış çocuklar gibi şenlenirdi yüreğimiz.

Bizde özledik ey can, lakin yârin yakınında olmak yetiyordu bize, evinin karşısında, sokağının başında, aynı mahallede hatta aynı şehirde olmak yetiyordu bize.

Biz çok temiz sevdik ey can. Bütün kirli duygulardan arınmış, kibirden gururdan uzak, duyguların en zirvesinde saf ve samimi sevdik.
Bedenlerimiz küçüktü belki, ama kocaman dağların bile taşıyamadığı aşk yükünü taşıyacak kadar, hasret ateşiyle yanmayı göze alacak kadar büyüktü yüreğimiz.

Biz sevdiğimize ilanı aşk edebilmek için kim bilir kaç ay uykusuz geceler yaşamışlığımız, kaç kez sevgilinin yanına yaklaşıp bir tek kelam dahi etmeden geri dönmüşlüğümüz vardır. Sevdiğimize söz gelmesin diye sevdamızı herkesten gizlemişliğiz vardır.

Çünkü bizim sevdamızda “ar” vardı, yüzümüz kızarırdı, sevdamızda “har” vardı, yüreğimiz yanardı, sevdamızda “zâr” vardı, uykumuz kaçardı ve bizim sevdamızda “yâr” vardı hem derdimiz hem de dermanımızdı.

Şimdilerde ise maalesef pratik aşklar moda oldu. “Gördüm, sevdim ama olmadı vazgeçtim” diyecek kadar basitleşti. Biz sevdiğimizin resmini, sevgisini gönlümüzde taşıdığımız gibi, kırk kat tüllere sarıp, kırk kilitli sandıklarda saklardık. Olurda bir hataya düşer de yırtmak istersek, kırk kilidi açarken pişmanlık vaki olur da vazgeçeriz diye, şimdilerde ise ufacık bir parmak işaretiyle, bir tuşa basmakla silip atar olduk maalesef.
İşte ey can… Aşkın ve sevdanın bu kadar ucuz yaşandığı bir zamanda, ah eski günler diye içimizi çekmemizi çok görme bize.

Peki, biz hangi ara, ne oldu da bütün bu güzel duyguları kaybettik. Dünya aynı dünya, zaman aynı zaman, aynı et ve kemikten insan ve sinelerde yine aynı yürekler. Peki, her şey aynı ise değişen ne oldu? Yoksa teknoloji ilerledikçe biz de teknik ve pratik şeylere daha çok mu alışır olduk acaba.

Galiba ince bir çizgi var, ihmal veya ihlal ettiğimiz, bilemiyorum.

Velhasıl kelam, o zamanlarda
“Belki sevdiğimizle bir öz çekimimiz yoktu” ama gönlümüzde tertemiz bir sevgimiz vardı.

Beğen  
Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Yazar

1980 yılında dünyaya gelmişiz. İlkokul Erzincan, Ortaokul Kırşehir ve Lise eğitimini Kütahya'da tamamladık. 3 yıl klasik Medrese eğitimi aldıktan sonra Avrupa'ya geldik. Almanya'da ikamet etmekteyiz. Ticaretle uğraşmakla birlikte uzun yıllardır Avrupa'da Tasavvuf müziği icra eden Grup Hacegân bünyesinde solist olarak hizmet vermekteyiz. Gücümüz yettiğince çeşitli dergi ve sayfalarda müstear isimlerle yazılar yazmaya çalışıyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir