Bir ‘Kadı’ Portresi

Bir ‘Kadı’ Portresi

Takvimler 1345 senesini gösterirken, Kayseri’de soğuğun tüm hücrelerde hissedildiği ocak ayında dünyaya gelmişti Burhaneddin Ahmed. Babası Oğuzların Salur boyundan gelen Şemseddin Mehmed isimli nam şahıs, devrin Kayseri kadısıydı. Verdiği kararlar ile çözdüğü meselelerle halkın güvenini kazanan Şemseddin Mehmed, oğluna ilk tahsilini vermiş ve örnek biri olmuştu.

Eretna Devleti’nde çalkantılı bir zaman dilimi yaşanıyordu. Taht kavgası devletin bekasını etkilemekteydi. Baskılardan nasibini alan Şemseddin Mehmed, Burhaneddin Ahmed’in tahsilini bahane ederek Kayseri’den ayrılıp Şam’ın yolunu tutmuştu. Burhaneddin Ahmed, henüz 5 yaşında kaybettiği annesinin özlemine bu kez 11 yaşında sıla özlemini eklemişti.

Sultan Alâeddin Eratna’dan sonra oğulları Cafer ile Mehmed’in mücadelesini Mehmed kazanınca, Mehmed’in taraftarı olduğu anlaşılan Burhaneddin Ahmed ile babası beraberce Kayseri’ye geri dönmüşlerdi.

Bir müddet sonra ilim için tekrar Mısır’a tahsile giden Burhaneddin Ahmed, Mısır, Şam ve Halep’te beş yıl kalmıştı. Özellikle bu zaman diliminde dönemin ünlü âlimlerinden Kutbeddin Razi’nin dergâhında diz kırmış, dini ve riyazî ilimler tahsil etmiştir. Ferâiz(miras hukuku) dersinde gösterdiği başarı gelecekteki yerini belli etmiş gibiydi. Kayseri’ye dönme hayali ile tutuşan Burhaneddin Ahmed için dönüş haberi üzücü olmuştu. Babasının rahatsızlığını duyar duymaz alelacele Kayseri’ye varmıştı. Kısa bir süre sonra babasını kaybetmiş ve dahi onun yerine 21 yaşında Kayseri kadısı olmuştur.

Bir vakit Eretna Sultanı’nın makamında beklerken, uzaktan gördüğü Hanım Sultan ile evlilik isteği tasdik edilmiş ve saraya damat olmuştur. Vefat edene kadar yanından ayrılmayan Hanım Sultan, iyi bir eşin nasıl olacağını, beyi Kadı Burhaneddin’e her daim hissettirmiştir. Kadılıkta büyük bir ehliyet ve liyakat göstermiş, davaların hallinde zengin fakir, yerli yabancı gözetmeden görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Ayrıca otorite boşluğundan nemalanan fırsatçıların eline geçmiş olan vakıf mallarını, medrese, zaviye, darüşşifa, gibi kurumları kurtararak devletine büyük hizmet yapmıştır. Yaptığı güzel işler, ahali ile ihlâslı halleri, ileride siyasi başarılarına zemin teşkil edecek büyük bir şöhrete sahip olmuştur.

Mehmet Bey’in ölümünden sonra beyliğin başına oğlu Ali Bey geçmiştir. Zevk ve eğlenceye düşkün olan Ali Bey’in, memleket idaresinde gevşeklik göstermesi, ayaklanmaların çıkmasına ve iktisadi durum bozulmasına neden olmuştur. Bu durumu fırsat bilen Karamanoğlu Alâeddin Bey Konya ve Niğde’yi almıştır.

Ali Bey’in, hamamda sefa yaparken, Alâeddin Bey’in eline esir düşmekten kurtaran Kadı Burhaneddin, siyasi hayatın içine girmesinin ilk adımını atmıştır. Kayseri’den Karamanoğlu askerlerini sürmesi ise askeri kabiliyetini ortaya çıkarmış ve ününe ün katmıştır. 1378 yılında vezirlik görevine getirilmiş ve 3 yıl kadar vezirlik yapmıştır. İçte ve dışta askeri başarılar kazandığı gibi, iktisadi durumu da düzeltmiştir. 1381 yılında Eratna Sultanı Ali Bey’in ölmesi üzerine devletin ileri gelenleri tarafından – damat olmanın etkisiyle – Sivas naipliğine getirilmiştir. Bir yıl kadar naiplik görevinde bulunduktan sonra ise 1381’de Sivas’ta sultanlığını ilan ederek kendi adıyla anılan bir devlet kurmuştur. Adına hutbe okutup para bastırmıştır.

Devlet reisliği yaptığı dönemde halkın refahı ile yakından ilgilenmiştir. Dönemin güçlü devletleriyle oluşan sıkıntıları mantıklı çözümleriyle bertaraf etmeyi bilmiştir. Bir yandan Osmanlı İmparatorluğu, diğer yandan Timur Devleti, Altınordu Devleti ve Memlük Devleti ile uğraş vermiştir. Kadı Burhaneddin; Yıldırım Bayezid’i yenecek kadar cesur, Toktamış Han’ın tehditlerine şiir ile cevap verecek kadar naif, Memlükler’in ayırıcı Türkmen politikasına darbe vurarak, çevre illerdeki Türkmen aşiretlerin desteğini alacak kadar siyasi dehadır. Ayrıca yazmış olduğu bir tuyuğunda, kendisini tehdit eden lakin bir türlü üzerine gidemeyen Timurlenk’e şöyle seslenecek kadar cesur yüreklidir:

“Ezelde Hak ne yazmış ise o olur
Göz neni ki görecek ise onu görür
İki âlemde Hak’a sığınmışız
Toktamış ne ola, ya Aksak Timur…”

Denge politikası güderek iyi işler çıkaran Kadı Burhaneddin’in vefatı, nankörlüğün en iyi örneklerindendir. Karakoyunlu varislerinden Karayülük Osman Bey, abisinin hatalarının diyeti olarak Kadı Burhaneddin’e esir olarak verilmiştir. Yıllar içinde Karayülük Osman ile Kadı’nın arasında ihlâs hat safhaya ulaşmış, Kadı’nın en güvendiği adamlarından biri olmuştur Karayülük Osman. Kayseri emiri Müeyyed’in hadsiz davranışları ayyuka çıkınca, Kadı Burhaneddin , Müeyyed’in üzerine gitmiştir. Zor durumda kalan Müeyyed, Karayülük Osman aracılığıyla teslim olacağını söylemiştir. İsteğini kabul eden Kadı Burhaneddin, adil bir yargılama ile Müeyyed’in idamına hükmetmiştir. Bu duruma alınan Karayülük Osman, alınganlığını sert bir şekilde dile getirmiş, ardından yaylak için birkaç yer istemiştir. Kadı Burhaneddin aranın daha çok soğuyacağını düşünmüş olacak ki bu teklifleri reddetmiş, Karayülük Osman’ın yanında kalmasını arzu etmiştir.

Müeyyed olayını iyice abartan Karayülük Osman, emrindeki adamları ile isyana kalkışmıştır. Kadı’nın gönderdiği öncü birlikleri pusuya düşürünce çileden çıkan Kadı Burhaneddin, bu sefer kendi işini kendi halletme gayesiyle Karayülük Osman’ın üzerine yürümüştür. Kurulan pusudan nasibini alan Kadı Burhaneddin Ahmed, çok değer verdiği Karayülük Osman tarafından idam edilerek şehit olmuştur.

Çileli bir ömür tüketen Kadı Burhaneddin’in kılıcı ve zekâsı gibi kalemi de çok kuvvetli idi. Tuyuğ türünde zirvenin odak noktasıydı. Yazımızı anlamlı bir şiiri ile noktalayalım:

Sen bu erenler cemine,
Divana gel, divana gel.
Kendi hesabın anlayıp,
Defter kılıp divana gel.

Ben canımı yaralayıp,
Aşkı ana bildirmişim,
Var ise atın çabucak,
Meydana gel, meydana gel.

Ne edelum bilmeziz biz,
Gönül ile, gönül ile.
Cihanı harap edüz,
Gönül ile, gönül ile.

Canı ortaya koyarlar,
Veli gönüle uyar can,
Canı oynar ol ki gelir,
Gönül ile, gönül ile.

Beğen  1
Önceki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir