Aynadaki Sevgili

Ey garip aşık, neden hep sevgiliye feryat edip durursun. Rüzgar gibi daldan dala konup, ırmak gibi başını taşlara vurursun. Bilmez misin maşuk her an aşıkla beraberdir.

Her baktığın yüzde görülen, ve sana her bakan göz ile gören odur. Gecene ay olup karanlığını aydınlatan ve her seher vaktinde bütün kuşların diliyle sana türlü nağmeler söyleyen O’dur. Sen sevgiliyi hep uzaklarda aradın. Bitmek bilmeyen yolların sonunda, aşılmaz dağların ardında aradın. Ayrılık dedin hasret dedin hep yanmak istedin. Halbuki ayrılık dediğin, hasret ateşi dediğin, sevgilinin ta kendisiydi senin gönlünde yanan.

Sen hep geceleri aradın sevgiliyi. Halbuki her sabah bütün sıcaklığıyla pencerenden içeri usulca girip, ışığıyla gözlerini kamaştıran O’dur. Uyandığında içindeki yangını söndürmek için kana kana içtiğin O’dur. Yürürken gölgen olup sana eşlik eden, dinlediğin her şarkıda sana seslenen O’dur. Bazen bir çocuğun yüzündeki masumiyet, bazen bir lider edasındaki hakimiyet ve bazende bir dervişin halindeki acziyet ve samimiyet O’dur.

Hani derler ya “damla denize düşünce artık o damla değil denizdir”diye. Eğer sevgilinin aşkı gönlüne düştüyse onu uzaklarda arama. Yani güzel aşık; aşık ile maşuk “bir”dir. Sakın iki zannetme. Eğer “ser” gözüyle bakarsan hep iki görürsün. Ama “sır” gözüyle dönüp bir bakarsan aynaya, göreceksin ki sevgilide sana bakmakta.

(Ama sende haklısın aşık. “göz hakkı” diyede bir şey var değilmi…)

Aynaya her bakışımızda sevgiliyi görmek ümidiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir