Menu

Mehmet Memdoğlu adlı yazarın toplam 16 adet yazısı bulunmaktadır..

Aile ve Toplumsal Değerlerimiz

Sabitlenmiş Yazı

Teknolojinin ilerlemesiyle -özel de iletişim araçları- birlikte, başta aile mefhumu olmak üzere, toplumdaki yozlaşma da günbegün artmaktadır. Buna, eğitim adına yapılan hata ve yanlışları da eklersek, gelecek adına endişelenmemek mümkün...

Gülü Ver!

Sabitlenmiş Yazı

Yine bir bahar sabahıydı Dolaşırken şehrin sokaklarında Bir koku ki sermest edercesine… Çekiyordu beni kendisine doğru. “Hayat” sokağına döndüğümde, Taa derinlerden bir ses: Sahi ya “hayat” neydi ki? Güneşin doğuşu,...

Şiir Yürekliler

Sabitlenmiş Yazı

Şiiri herkes okuyabilir ancak şiiri herkes sev(e)mez. Oysaki şiiri sevmek, hayatı sevmektir. Duyguyu, hissi, acıyı, gurbeti, yalnızlığı, özlemi, sevgiyi, âşkı… okuyabilmektir. Şiir okumak ayrı, dinlemek ayrı, anlamak ayrıdır. Şiirde kendini...

“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç

Sabitlenmiş Yazı

Aliya İzzetbegoviç gibi bir düşünürün, siyasetçinin, devlet adamı ve bilge kişiliğin hayatını birkaç satıra sığdırmaya çalışmak elbette ki mümkün değildir. Hâlihazırda kendisini anlatan çok sayıda eser mevcuttur. Biz, Aliya hakkında...

Sürgün Yedim Dün Gece!…

Sabitlenmiş Yazı

Sürgün yedim dün gece… Önce düşüncelerim, sonra haykırışlarım Kırık kalemimden yırtık kâğıda süzülen umutlarımla birlikte… Yâr’e ulaşmaya çalışan hayallerim de sürgün yedi… Soğuğun içimi titrettiği ıssız ve karanlık saatlerde Şehrin...

Eylül

Sabitlenmiş Yazı

Mevsim sonbahar, aylardan Eylül. Yağmurlu bir pazar akşamı… Sadece Erciyes’e değil, yüreğime de yağdı kar. Gökyüzüyle birlikte ruhumu da sardı hüzün, acı, keder ve intizar… Eylül! Gül bahçesi solunca Bülbülleri...

Vuslata Umudumuz Var!…

Sabitlenmiş Yazı

Dün gece, Yâr’in yakınına düşerim diyerek… Ay ışığında kayan yıldızlara tutundum. Fakat…! Yorgun düşen yıldızlar, Bizi Yâr’e ulaştır(a)madılar… Sabahın ilk ışıkları Ve rüzgârın da eşlik ettiği kuşlar ile birlikte, Süzüldüm...

Yetmedi mi?!…

Sabitlenmiş Yazı

Ey benim derd-i derunum!… Bilmez miydi, bilirdi de?!… “Kim bilir?” dedi o gülzâr-ı lâl!… O derunî bakışlar, o sükutlar arkası!… Ahh û feryad-ü fîzar!… Yetmedi mi?!…   Ey benim gül-i...