Dilhane > Hakkı Kanyılmaz

Buldu Mu Kalbin

Derdim gam yüklü dağlarda görünür Toprakla suyun sevdasında görünür Bir âmânın hislerinde görünür Ne bilsin gâfil olan bu derdimi? Dertsiz bir kalpten çok zarar gelir Yeryüzüne akan gözyaşları bunu bilir Kimsesiz yaşayan yürekler de bilir Sen kaybetme ey kalbim bu derdini. Kutlu bir muştu süzülür ufuklardan Müjdeler çağlar kalbimin pınarlarından Gözlerimin şahit olduğu her mekândan Adın yayılır; çıkarır aydınlığa bizi.

Daha Fazlası

Yaşamak

Dağlardan seslendim neden duymadın Soranlar oldu gelmeliydi dedim Gelecektim yollarımı kapattın Yine de vefâ bilmez diyemedim Bilmedim hangi hislerle yaşadın Sana bu hasret dayanılmaz dedim Günler geçti de bir el uzatmadın Bu hâli içime sindiremedim Fikrim hür ve özgür, gem vuramadın Öldü küçük gördüğün o hislerim Bağımda açan tek bir gül olmadın Gitti gelmez artık giden günlerim Gençlik yitti dönmez, nerede kaldın Belli

Daha Fazlası

Sızı

Sustuğun yerde başlıyor yaşamak Bu evre kaçıncı hali dünyanın İstiyor musun sırrına kavuşmak Her yanı yorgunluk dolmuş hayatın   Zor gelir olmuş yaşlı gözle bakmak Eğilmiş gibi keder yüklü sırtın Toprağa saçtığın bir tohum olmak Belki o zaman gül olur yolların   Nasıl geçiyormuş çaresiz kalmak Faydası yok hükümsüz rüyaların Gece, gündüz dermân olmaz kaybolmak Silmek vakti gelmiş gözün yaşların   Hangi ân içinde kalmış

Daha Fazlası

Kelimeler Üzülüyor

Kelimelerin iç dinamiğindeki o yapıya baktığımızda, kalbimizdeki o manevi yapıdan çok da farklı bir şey görmeyiz. İyi ve kötü hasletler üzerine inşa edilmiş iç dünyamız. Ağzımızdan dökülen sözler de bu yapı çerçevesinde olacaktır. Kendimize yakın gelen, özümüzü ve bazen de süslü görünüşümüzü yansıtan kelimeleri dilhânemize alırız. İltifat, letâfet ve zerâfet

Daha Fazlası

Kalbi Nerede?

Surları aşıldı mı merhametin Kalmadı düşmeyen kalesi artık. Şimdi kazanan kim, onu söyleyin İnsana sırtını döndü insanlık. Taştan yığınları var bu dünyanın Kurumuş sevgi pınarları artık. Hangi kalbi yumuşatıyor adın Şifa gözünde çağlayan aydınlık. Sebep kötülüğe işte o kibrin İçinde kalmış kin, güzellik değil. Dökülüyor ağzından pis şehvetin! Tabut içindedir karanlığın bil. Derisi soyulmuş bütün ruhların Varoşları yurt edinmiş gerçekte. Kanadı kırılmış göçmen kuşların Yeri

Daha Fazlası