Dilhâne > Gamze Demirelli

Barbaros Hayrettin Paşa’nın Preveze Zaferi

Preveze Deniz Zaferini anlatmadan öncelikle bu savaşı zafere evrilten komutan Barbaros Hayreddin Paşa’ya değinelim. Barbaros Hayrettin Paşa’nın gerçek ismi Hızır Reis idi. Hizmetlerinden dolayı Yavuz Sultan Selim ona dinin hayırlısı anlamına gelen Hayreddin ismini vermiştir. Avrupalılar ağabeyi Oruç Reis’e kızıla çalan sakalı yüzünden Barbarossa adını vermişlerdi, Oruç Reis’in ölmesinin ardından

Daha Fazlası

Nasihat

Seslenme akıp giden zamana, Yelkovana söz geçmiyor. Bilmesen de susmaların kuyusunu, Boş kitap okunası değil… Görünmez bedeni çalışma görmeye, Sebepsiz açılmıyor bir kapı. Günahsız yola değse de ayakların, İplerin çamurdan kalası değil… Gönül gözü alnında mı ki? Yıkayarak çalışırsın açmağa. Binde bir rastlar zengine, Garibin sözü akıldan değil… Dertler deryasında sürme gemileri, Bakarsın varır uçmağa. Silinen yaranın kanı dinse de, Açılan oyuk kapanası değil…

Daha Fazlası

Hayal

Büyük hayalleri, küçük hayatları var herkesin, Esintisine kapılırız her akşamüstü kavakların, Gündüzüne ne esinti kalır ne kavak, Tekdüze yaşamda ömür tüketiriz. Güzel hayalleri, kötü halleri var herkesin, Ulaşılması zor bir dünya sanki, Düşlerde kurulan… Hak etmediğimiz hayallere bakarız yalnız. Ulaşılmayan hayallerimiz, kırık kalplerimiz var, Söz ile tamir olunur mu bilinmez. Hangi araç gider sahi hayallere? Çabasız kollarımız, yitik cesedimiz var bizim. Hayalsiz

Daha Fazlası

Ben

Ben içimde büyütürüm seni aşk olursun, İçimde bitiririm hiç olursun. Üç harf değişmesidir aslen olay. Kandım derken sevdalara, Zan olur patlar başıma… Ben gözümde büyütürüm insanları, İki söz ile düşer baş aşağı. Zalim bir nefis silsilesidir olay. “Sen” diyene kulak veririm evvel, “Ben” putuna secde eyler adam. Ben hayatın ipine takılmış bir gafilim. Tutunacak dalım yok ise neylerim? Siyahı beyazdan ayırmakla geçer

Daha Fazlası

Son İstasyon

Sessiz bir tren sanki bu beden… Her istasyon benden bir şeyler alırken. Bir şeyleri yük ediyor bana. Uzun, ince bir yolum var. Ne nehirler dağlar aşıyorum durmaksızın. Ne yaşamlara veda ediyor, Hangi hayatları sıyırıp geçiyorum kim bilir? Evet, güzel bir ev tam da karşımda. Bahçesinde atlar, tavuklar, yemyeşil ağaçlar olan. İçi de dışı gibi güzel mi acaba? İşte yüksek bir

Daha Fazlası

Karanlıktan Aydınlığa

Karanlığa gömülmüş aydınlıklardayım. Ne gökyüzünden var haberim, Ne her gün yenilenen hücrelerimden. Selam çakmadım daha önce doğan güne. Zişuur gezen görmedim. Gözü kapalı gezermiş meğer insanoğlu, Sözü tıpalı severmiş hayatı. Benim hiç cıvıldayan kuşlardan haberim olmadı. Koşarak yetiştim hayata, Önüme bakarak hep… Sağımdan solumdan habersiz yürüdüm. Dar sokakların güzelliğini tatmadım, Serin, ılık esen rüzgârı çekmedim içime, Karanlığa gömüldüm hep aydınlıklarda, Baharı beklemedim hiç papatyaların

Daha Fazlası

Ne Gerek?

Şiir gibi sevmek, ölüm gibi gülmek gerek. Ölüm gibi gerçek ve yavan. Sahte yaşantılar kime yarar? Hayat gibi gelip geçen dert gerek. Sevda yaman, gark olurken hüzünlere, Şımarık bir gülüş yurt olsa yanaklara. Belki gelir son mektuplar da. Umut etmek beklemek gerek. Son günüm sevinçli olsa keşke, Her günün nasıl geçer söyle! Son bilet kesilirken sessizce, Gözlerin kapanıp, Kalbin şehadete gitmesi gerek. İnsanoğlu

Daha Fazlası

Bilmiyorum

Girdap edindiğim yolum aydınlanır mı? Bilmiyorum. Sabrı öğrendim ben bu yolda. Gün geldi düştüm, gün geldi süründüm. Ama hep bu yolda. Canım buz keserken soğuk su içtim, Kanım kaynarken ateşe yürüdüm. Ama hep yürüdüm. Silik hayallerle deveran ettim ömrü. Şimdi sunuyor hayat bana eksik zerrelerimi. Yüzleşmek zor Mahkeme-i Kübra gibi. Bu karanlık yolda aydınlık yok mu? Bilmiyorum. Sahi ölüm mü hoş yolculuk mu? Keskin

Daha Fazlası