Dilhâne > Emrullah Atabey

Saklı

Bu gece bereketli geçiyor Gözlerime yükselen mum ışıkları yüreğimin duvarlarına (olmayacak) hayal oyunları düşürüyor. Üşüyen elektrik telleri arasında gidip gelen şeylerin keskin kulakları sağır, gözleri kör bırakmasına küsüyor zihnim. Haramilerden bir şey satın alıyorum Bana sattıkları ise benden çalınan Dünya ne garip bir yer diyorum Gök çatıyor kaşlarını “Beni unutuyorsun” –der- gibi. Nasıldı bilmiyorum eskilerin dilinde Ne derlerdi şu hakikate, nerede saklanırdı? Ve anlamam neden sır sayılmış her

Daha Fazlası

Soldan Alınan Şiir

Şimdi renklerin sustuğu bir ütopyada Sana resim çizmeye benziyor Oturup, hayalsizce, şiire karşı Yazmaya çalışmak. Bir kelime bir kelime Büyüttüm bu şiiri Bağışla beni Gözlerine döktüğün toprağı -ben miydim o?- Ilık suyunla Sulamak zorunda bıraktığım için seni Ve bağışla Sen(i) ağladığında -gözlerinden akandan mı mürekkeptir kadın?- Yanağından süzülenin benim parmaklarımdan Şiir olarak aktığını. Bağışla sevgilim Hıçkırıklarınla hırçınlaşan sırları Ektim gözlerinden akan mürekkeple Bu Yalnızlığa Ki sırlar yalnızca Gözlerinden okumasını bilenler içindi. Retinanda

Daha Fazlası

Âh Vaktiydi

Âh vaktiydi Alevime fısıldanmış sırları Bir ufka susarken. Görülmüştü kaç kez… Turkuaz avuçlarına ekilen yankının Kırgın gözlerimdeki çizgileri. Giysilerinden renkli Kaç ruh geçmişti. Dumanlı ellerden Zincirler takılmıştı peşlerine. Nedendir Bu yankılı alçak arzu? Kırılmaz mı camları şu metanın? Zincirsiz bir zincirle Bağlanan meltemler Yakmadı mı Avuçlarına inen kuşların yağmurunu? Kendin aynasıdır o Ki bulunur yalnız Kuşların kafesinde.

Daha Fazlası

Reenkarnasyon

Ne kadar sıksam da Süzülmüyor Ne kadar ısınsa da Alevlenmiyor! Ey İmge! azad etmeyeceğim seni bu şiirden tyagaya durdum ben Valonialar arasından çıkacak ilk metaforu düşürmek için dizlerime büyütmek damarlarımdaki pıhtında ve indirmek kendime. Zamandan sıyıramıyorum zamanı Uzat ellerini uzat sıyırarak kendini Ya da yırt Dök beni yırtıklarından! Gözlerin hangi dalına takıldı zamanın Nerde bıraktın gözlerindeki hayatı Çalan yeryüzüm müdür gözlerinden? Zambak düellosunda duygular Bir bedenle çıktığı seyahatte ölen Başka bedenlerde

Daha Fazlası

Öz

Solumdan seslenen atlıya dikiyordum gözlerimi gökten ödünç aldığım yüzün özünden mavi bir süzülüşle. Bir melodinin kulağımı çınlayan tokadı savruldu ağaçların dallarından yüreğimdekine benzer bir yaprak kahverengini kırıldı, hüzne yalpalandı. Bir yüz aksiyle yerden düştü gök yırtıldı perdeler hanemde ayna rengi cümleler ko(r)ktu dudaklarımda. Bir tılsım kanar yağmur yağmur incinir senin yüzünden güller tıkırdar bir duvar bende hangi düşünceye çarpar zihnim avuçlarına düşmeden bilmediğim. Kıvrıldı cümlelerden süzülen öz uyudu göğsünde… çocuğumuz

Daha Fazlası

Aynaya Gidelim Mi?

“Aynaya gidelim mi?” diye fısıldadı kucağındaki bebeğe. Beni göz ardı ediyor görünüyor. Onda da tüm çocuklarda görülen, büyüdükçe istidat kazanılan rol yapma vardı. Yalnız, nedendi şunun çoğunlukla kadınlarda daha belirgin olması? Çekirdeğinde ağaç olmak olanın çimen olması beklenmezdi. Fakat bu kodlamanın alt metni neydi? Dahası bu kadar girift düşünmeye ne

Daha Fazlası

Düş

Bir yerlerde, Biliyorum, bir yerlerde Nâr çiçekli sayfalar var. Açılmamış dünyadan Çırpılan kanatlar... Söyle, sâdık kadın, söyle Nedir dudaklarındaki? Mezarların çamurlara yıkandığı Arzu beşiği Nereye sallanır? Açılmadı mı kutu Saçlarına Kibirli gözyaşlarıyla? Kırlangıçların bağışladığı rüzgâr Bıraksın... bıraksın beni Evet… yüreğinden.

Daha Fazlası