Dilhâne > Cihat Barış

Dost

Ben bir cahil idim dünyaya şaştım Nice arif, âlimlerden fikir danıştım Ne hendekler geçtim, ne dağlar aştım Önümdeki engelleri düz eyledin dost Yeri geldi dizini yastık bildim Sinene yaslanıp gözyaşlarımı sildim Parayla, pulla biçilemez kıymetin Gönlümün köşkünü yer edindin dost Dostunu on satıra sığdır dediler Kalemi, kâğıdı ellerime verdiler Mürekkep eyledim tüm deryaları Seni tarife kelâm yetmedi dost

Daha Fazlası

Hüzün Çekirdekleri

Açılan yâreler merheme muhtaçken daha Hazineler bir selam kadar etmezken paha Dikenler içinde gül duruyorken semaha İçimdeki sırları bir nâmeye ısmarlıyorum Geceler zifir, katran; hem fecir gebe derde Ayaklarda mecal yok, akıl kalmadı serde Heyhat; dağın bile dağa kavuştuğu yerde Sen yoksun; hüzün çekirdekleri yeşertiyorum Suya cemre düştü, kırkikindilerde sıra Reva mı bunca mesafe; nûru döndürme nâra Vakit dar, el'ân

Daha Fazlası

İzdiham

Suskun bir kıyamet var beynimde Neylersin ki içim pişmiş, dışım ham Kaç şiiri katık ettim, beyhude; Her tarafım mahşeri bir izdiham Zifirde elem sofrasına bağdaş kurunca Sükût eder sırasıyla yangınları hecenin Sökecek şafak ilmeğe meyyal olunca Çıkamam içinden karmaşık bilmecenin Giyotinde muhabbet, fihristi ruhun Bir şifre, bir kandil arar gözlerim Ey semavat, muhtacıyım o nurun Adıma okunacak fermanı gözlerim

Daha Fazlası

Abuzittin – 4

Nakıslık sende, bende; onda zerre kusur yok! İrfan abidesidir, boş laflara karnı tok Az şey konuşur; sözlerinde manâ çok! Sazın, sözün ustası Abuzittin! Çay-simide yanaşmaz, parola; "ne alaka" Abur cubur hayranı; peynir, ekmek "tu kaka" Memleketine bakmaz; merakı Amerika Malazgirt, Söğüt yabanı Abuzittin! "WiFi"lerin kadrolusu, "Tik tok"ların erbabı Harbi, essah sanıyor, yaşadığı serabı Tanımaz Çerkez'i, Kürd'ü, Arab'ı Yedi-yirmi dört Frenk'tir Abuzittin!

Daha Fazlası

Abuzittin – 3

Cigarası ağzında gelir mektepten Tartmaz sözünü, hiç geçirmez elekten Çantası dolu ama farkı yok merkepten Ağır yükün hammalı Abuzittin! Toto-loto sanır, sınavdaki şıkları Oksijen gibi ona sanalın "tık"ları Karnı doyar, bol alınca "layk"ları "İnsta"nın cılız obezi Abuzittin! Her saniyesi "dımtıs", cümbüş, panayır Kendi cinsini bin mil öteden tanır "Feno" olunca, kemâle erdim sanır Dev davulun boş sesi Abuzittin! "Z kuşağı" mıydı, ne

Daha Fazlası

Anadolu’m

Anadolu'm mu bu, çamur deryasına bulanmış Mertlik yerinde sayıyor,namert başını almış... Gözünü açan her kul, bir şey "kap"ıp "kaç"ıyor Merhamet penceresini kapatıp, harama kapı açıyor "Ana","bacı" dediğimizi ellerimizle düşürdük sokağa Allah'a kulluğu bıraktık,herkes kendince "ağa"... Hani yetime yardım, unuttuk hep beraber Bizi uyanışa çağırıyor o en büyük peygamber Adını bile unuttuk, nerede karşılıksız iyilik Zekât tarûmar oldu, diz boyudur

Daha Fazlası

Ne Fayda

Gitti bağım, hem bostanım Baharla başladı hazanım Kalmadı zerre gümanım Güz olsa, yaz olsa ne fayda Zîr û zeber olmuş han'ım Medine bilmez yaban'ım Afata uğramış dilan'ım Şin olsa, şen olsa ne fayda Ömür bitti, yok sermayem Son nefes, bitti hikâyem Bundan sonra makam, payem Düşük olsa, yüksek olsa ne fayda "yeğenim, mavişim Mediha adına"

Daha Fazlası