Dilhâne > Cihad Güner

Çocukluk

Gel içeri. Yüreğimin kıyılarına vuran masalları okuyacağım sana çocuk. İnce bir yol bulup giden zamana inat, Kırlanangıçlardankorkan yüreğinde; Bir heyecan kopar bilirim.. Ah geri aksa şu zaman mevhumu! Ah bir geri aksa, babamın omuzlarına çıkmak isterdim sadece. Oyuncaklarım sizlerin olsun. Bana hakikat lazım Oyuncaklarda eskiyor. Annemin balkondan "hadi içeri" demesinin Hüznünü istiyorum. Babası biraz geç kalsa balkonda gözü yaşlı bir çocuğu

Daha Fazlası

Yenilgi

Bin yıllık tarihten geliyorum... Elimde solmuş bir çiçek. Yüz hatlarımda ki çizgiler, Siyahlığını kaybeden saçlarım. Büyüdük mü, yoksa ihtiyarladık mı? Adımız, genç ihtiyar. Bir şehrin sokağında; Gecelere dem vuran. Demdi geldi geçti. Bir ömrü yele verdik... Şiir gibi mısralara ayrıldım da geldim, Bin yıllık bir tarih. Kendi kendime verdiğim savaşlarım var benim. Hepsine yenildiğim. Uzun çöl geceleri; Bükülen belim ile geldim.

Daha Fazlası

Meçhul

Bir meczuptur yüreğim. Faran dağlarından geldi. Geriye nem kaldı? Boynu bükülmüş mısralardan başka? Efendim, ben bir köle Ben bir ismi meçhul. Biliyorum ben dememeliydim. Af.. Peki efemdim kendimi nasıl izah etmeliydim? Biliyorum sizki bir bakışınızla tanırsınız. Efendim derman aradım. Sizi görmeden evvel. Derdi siz olanın dermanıda olurmuşsunuz. Iki çift söz etsem, çokmu şey isterim. köyünde yer açarmısınız bana? Efendim bir gün. Belki o gün cuma. Bayram gibi

Daha Fazlası

Gökyüzü

A. Ali Ural gibi satırlarıma “Sevgili Dost” diye başlamak isterdim. Hayattan ekmekten değirmenlerden bahsetmek isterdim. Kuşları da yazmak isterdim. Mavi gökyüzü. Peki ya umutlar? Sevgili dostum zaman mevhumu bir faili meçhulü daha bırakıp gitti avuçlarımıza. Şûride gönlümüz nelere gebe? Ya da biz bu masalın neresindeyiz? Sormazlar mı adama? Dostum keder basmadan daha fazla Cahit abi’nin sorduğunu soruyorum ben de;

Daha Fazlası