Dilhâne > Aynur Dilber

Taşın Kalbi Neresinde

Sen geldin Som parlak gümüş bir ay bıraktın avuçlarıma Bütün küskün şiirlerimi rafa kaldırdım böylece Suları ve dağları sevdiğimi, ağaçları okşayan ellerimi hatırladım Oysa anlamsızdım içinde giysilerin Öfkelenmeye layık tek bir cümlem yoktu Ayaklar yürürken ödevlere Ben hep aynı şaşkınlık yolunda Hep aynı dar kabuk içinde Neden burada, göğün altında Varlık ağır ve neden üstümde Ayaklar öykünemezken nehirlere Ama sen parlak som

Daha Fazlası

Adımı Unutturan

İnsan bir lekeymiş bazı İntiharla temizlenen İlk cenazende sağsındır Kimleri öptüm kimleri Zehrin dudaklarında yazgım Ben aslında iyi biriyim Yusuf sarılır Bünyamin'e Yanıma gelsen sen de Bir yanım mı kaldı benim Gül koklayanlara imrenip Yalnız zakkum çiğnedim Adımı bir çiçeğe koysunlar Uzak yıldızlar sönerken Oturdum kaldım buruk Bir gitmek hayalinde Anne söyle kim çizdi Yüzündeki çizgileri Baktıkça adımı unutturan

Daha Fazlası

Dağlarla Büyüyen

Beni henüz haykırmadıklarımdan tanıyorlar Dağların nesebindendir dağlarla büyüyen Yaralarını küçümsemeyi öğreteceğim onlara Onlara korkusuzluğu namlu şakakta Kendini görmeyişi gözün aklın hecelemesi Ölümün kucağında yeşerttiğim yaşam Rab kartala pençeler verdi Doğursun kendini tüylerini yolup Rab bana öfkesini ebabillerin Savaşsın diye sözlerim Beni henüz yazmadığım şiirlerden tanıyorlar Beni kafesinde göğsümün homurdanan ırmaklardan

Daha Fazlası