Dilhâne > Arslan Karadayı

Şehr-i Derman: Ruh-i Bursa

Kasım gelmişti nihayet. Güz içerisinde, serinden öte ayazdan ziyade bir hâl ile seyrediyorduk. Kimimiz şehirlerimizin tarihi semtlerinde sobalı mekânlar bakıp kahve içmeye niyet ederken, kimimiz açık havada mis gibi kokusu ile kestane pişiren tezgâhların peşine düşüyorduk. Aslında gayemiz, bilerek ya da bilmeyerek şu dünyanın maddeci kaygıları, gerginlikleri ve sıkıntılarından kaçarak

Daha Fazlası

Arz-ı Mukaddime

Hep bahşeden, hep affeden, sonsuz merhamet sahibi Yüce Allah’ın adıyla. Efendim, yüreğimizin en görkemli depremlerinde ve ruhumuzun en afili şölenlerinde bir mindere çöküp de yollarını gözlediğimiz kelimelerimizin, Kalem Burak’ı ile kendi fakir miraçlarımıza ermesi umuduyla… İnsanlık hikayemizin en zarif nişanelerine şahitlik ederken biz, Sahiplik Eden’e teslim olan bu coğrafyanın üzerimize yüklediği hem

Daha Fazlası

Fecr-i Hayat

Bir gece turuncu gökyüzüne yazılan şiirler, Sahilde gemilerin üzerine üşüştü. Sert bir poyraz getirdi tüm sesleri, Hikmetin sırları geceyi örttü. Kıtaların boğazlarında koştu karıncalar, Vadilerde serçeler ağladı.   Has bahçeler sınandı yayla başlarında, Köprüleri zincirlere bağladılar. Denizler bir avuç suda boğuldu, Rahatı mahşere sakladılar. Gün yoruldu, erken battı zemheri akşamlar, Buz tutan kaldırımlarda erbain türküler yakıldı.   Siyah beyaz fotoğraflarda saklı zerre renkleri, Taş duvarda

Daha Fazlası

Siyah Çocuğum Ben!

Ben: Siyah çocuk. Geniş çöllerin ve derin denizlerin öksüz evladı. Yolunda akrepler, yılanlar… dillerinde zehir, Rüzgarın semada ve yerde fikr-i ilminde sır, Sürgün ülkelerin her daim yabancısı, hem dem kiracısı: siyah çocuğum ben. Sen: beyaz kralın kızı. En güzel boya Allah’ın boyası iken, Ne siyah kalabilmiş ne beyaz olabilmiş âraf, sen! Yüreğinde Afrika çölleri saklıyken, Tacını, Endülüs misal gurbet

Daha Fazlası

Semtin Orta Yeri

Semtin orta yerinde ağlamaya başladı. Gözyaşları kaldırımlara adeta mürekkep misali düşüyor ve şiir yazıyordu. Kaldırımlara yazılan şiirler, bir simitçinin tezgâhında bekleyen son simidin satılacağı kişiyi bekliyor ve o simit de satıldıktan sonra yağan yağmurla birlikte akıp derelere, derelerden denizlere karışıyordu. Denizlerin kıyılarındaki limanlarda bekleyen gemiler, bir yandan yüklerini indirecek çekicileri beklerken,

Daha Fazlası

Vakt-i Hâl

Siz bakmayın gazetelerde çıkmadığına hikayenizin. Vallahi bir siz bildiniz, bir de Habir olan Allah. Yandınız, çok yandı canınız. Sahurları seherlere bağladınız. İkindi vakti gündüz ve gece melekleri toplanmışken ve durmuşken ruhunuz kıraat’a; diliniz, yüreğiniz, ruhunuz birlik ederek Ekber Olan Allah’tan gayrısını ardına alıp da açmışken sancağını secde meydanlarında… Elleriniz kulaklarınıza

Daha Fazlası

Sanat-ı Aşıkîn: Mimar Sinan

“Geçti bu demde cihandan, Pir-i Mimaran Sinan…” Ademoğlu Dünya sürgününe geleli beridir, bir imar bir hilafet bir sancak mücadelesi ile geçiyor şu devrandan. Kâh inşa ederek kâh ihmal ederek; kâh ihya ederek kâh imha ederek… Anadolu. Nasreddin Hoca misal, dünyanın merkez adresini buram buram dolduran tınılar. Bir ucunda İran illeri. Bir ucu Balkanlar…

Daha Fazlası

Meczup

ürbenin iç avlusunda toplanan kalabalık bir cemaat cenazenin gelmesini bekliyordu. Helalleşip cenaze namazını kılacaklardı. Cemaate cenazenin yaşlı bir zat’a ait olduğu söylendi. Herkes tabutun bir an önce gelmesini bekliyordu. Bu arada büyüdü cemaat. Bir grup da asker geldi. Tören tertibinde geçtiler avluda bir yere. Adeta şehit cenazesine döndü alan. Ancak

Daha Fazlası