Aşık Veysel

Şairim,
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,
Ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım.
Ah bu türküler , türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi candan

Aşk ve muhabbetle oluşturdukları gönül mayasını sevdamıza, derdimize, hüznümüze, sevincimize katan halk şairlerimiz söyledikleri türküler ve şiirleri ile bizlere doğruyu, güzeli anlatmakta; bizleri edebe, irfana çağırmaktadır.

1894 yılında Sivas’ın Şarkışla kazasının Sivralan köyünde dünyaya gelen Aşık Veysel “7 yaşıma kadar ben de herkes gibi koştum, seğirttim, güldüm, oynadım” der ve ekler:
Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kaybettim baharımı yazımı
Bağlandım köşede kaldım bir zaman
Nice kimselere dedim el’aman
On on beş yaşıma girince heman
Yavaş yavaş düzen ettim sazımı
Göz ile görenlerin değil, gönül ile görenlerin adıdır Aşık Veysel.

Yorulursun gitme yaya
Hükmedersin güne aya
Aşk denilen bir deryaya
Çıkamazsın girme gönül

Aşık Veysel, Allah’ın verdiği yetenek ve aşk dolu bir gönül ile yeri doldurulamayacak büyük bir halk ozanıdır. Şiirlerini okuyan ve türkülerini dinleyenin hüzün ve neşe sahibi olmaması, turna olup uzaklara gitmemesi mümkün değildir.
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır
dizeleri, topraktan uzaklaşan insana bu çağda öğüt teşkil eder. Toprağın dost, dua , hazine olduğunu söyler.
Allah-kul ilişkisine yine topraktan öğüt verir. Hakikat arayanlara toprağı rehber gösterir.
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah’a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır

Aşık Veysel; insana ters bakan, onu hor gören kimselere kırgındır fakat bu kırgınlığı kendine has bir üslup ve güzel deyiş ile söyler.
Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben saç mıyım?

Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım?

Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır ve derler ki:
Eğer kalpte darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir. Aşık Veysel ise:
Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Vız vız eden her sineğin bal’olmaz

Peteksiz arının balı yalandır.
Dünya geçicidir ve ömür sayılı günlerden ibaret. Asıl marifet ise nice canlardan geri kalan misafirhanede hoş bir sadâ bırakmak, temiz geldiğimiz gibi temiz gidebilmek, ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın diyebilmektir.

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Aşık Veysel” için bir yorum

  • 25 Mart 2018 tarihinde, saat 20:30
    Permalink

    Gözü görmezdi ama gönlü açıkdı Veyselimin sesi gönlünden gelirdi veyselimin sende yazınla yüreğimize dokundun kalemin keskin olsun üstadım

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir