Adı Bir Yürek Tutulması

Adı Bir Yürek Tutulması

Ben geldim. Dinmeyen yürek yangınının esiri ben. Yüreğini tutan ben. Zaten bütün

olanların bendeki adı da “yürek tutulması”. Geldim ve öylece kaldım. Can kenarında

kalakaldım. İçimden gelen ne varsa yutkundum.

Hayat dediğin geçip gidiyor, hayat dediğin bitiyor. Duraklamaları oynatmıyor, geç

kalınmışlıkları affetmiyor. Bitti mi bitiyor ve bir akşamüstü yorulabiliyor insan. Önce

susmak sonra beklemek düşüyor hanemize ama beklediğini Allah’tan bekleyenin

hüsrana uğradığı görülmemiştir. Marifet sabredebilmektir, marifet taşlara bakan

gözlerin taşların arasında yeşermeye çalışan çiçekleri görebilmesidir. Derin bir “Ah”

çekti meczup. Baş ucunda duran tahta kutunun kapağını açtı ve kurumuş güle baktı ve

bir “Ah” daha. Duvarlara çarpıp, tren raylarının tıngırtısına karıştı sesi. Muhabbet de

mi tükendi diye bir daha iç geçirdi. “Ah” bu “Ah”lar. Muhabbet etmeyi çok sevdiğin

biriyle artık iki kelime bile etmemek de gurbettir.

Olacak olan olmuştur. Olacaktır. Seyret. Kaçamazsın. O yüzden hiç bastırma kendini.

Ne dedi Zarifoğlu “Çünkü insan bastırdığı duygunun esiri olur”

Beğen  
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir