Pazar, Ekim 20, 2019
Dilhâne > Köşe Yazıları > Kalem Diyor Ki

Kalem Diyor Ki

Merhaba,
Duydum ki benimle tanışmak, dost olmak istiyormuşsun. Öyleyse ilk önce kendimden biraz bahsedeyim. Kim bilir, belki beni biraz daha yakından tanıyınca ve şartlarımı dikkatle düşününce bu fikrini tekrar gözden geçirirsin. Kim bilir, belki de benim dostluğumu kaldıramayan öncekiler gibi ileride uğrayacağın muhtemel bir hayal kırıklığını şimdiden önlemiş olursun.

Günümüz tabiriyle bazı kimseler bana “klâvye” deseler de ben hep klâsik ismimle hitap edilmesinden yani “kalem” olarak zikredilmekten hoşlanırım.

Ben herkesle tanışırım ama herkesle dost olmam. Zira geçici heveslerle bana yaklaşanı samimi bulmadığım için onları hemen terk ederim. Onlar ise bu ayrılığın hep kendilerinden kaynaklandığını zannederek sürekli türlü türlü bahaneler öne sürerler. Dikkatini çekerim ‘mazeret’ değil, özellikle ‘bahane’ kavramını kullandım. Benimle dost olmak isteyen zahirde, yıldızlar kadar kalabalıktır, ama hava biraz sıkıntı ve meşguliyet bulutuyla kaplandığı zaman çoğu hemen ortalıktan kaybolur…

Gerçekte Arkadaş, dost konusunda çok seçici davranıyorsam da benim için insanların cinsiyeti, zenginliği-fakirliği ya da fiziki görünüşünün hiçbir önemi yoktur. Yeter ki kalplerinde bana karşı duydukları ilgi konusunda samimi ve dürüst olsunlar. Aslında biraz azim, şevk ve gayret yeter de artar bile…

Eğer çağımızın vebâsı olan cam ekran hastalığına sen de yakalanmışsan; televizyon, internet, cep telefonu, dizi film müptelâsıysan, şimdiden söyleyeyim hiç boş yere kendini de, beni de yorma… Yok, benim derslerim var, işlerim çok yoğun, bu aralar biraz gerginim, yorgunum diyerek sürekli araya perdeler koyacaksan bu dostluk işi yatar, şimdiden söyleyeyim… Sen bana karşı ilgini eksik etme, bana hergün az da olsa vaktini ayır; ben de sana yazıyla en güzel şekilde kendini karşı tarafa ifade etme zevkini tattırayım, anlaştık mı?

Yalnız, benim açlığa da fazla tahammülüm yoktur, bilesin… Hergün benim gıdamı verebileceksen hiç düşünmeden hemen gelebilirsin. Benim gıdam ne mi? Ne olacak canım, “okumak” evet, evet yanlış duymadın, hergün okumaktır. Kitap, dergi… v.s artık orası sana kalmış… Öyle uzun yaz günlerinde yok tatildi, arkadaşlarla oyun eğlenceydi diye beni ihmal edeceksen; peşin peşin söyleyeyim bu yola hiç girme! Zira ayrılığı, beraberliğinden fazla olan kimselerden hemen kalbim soğumaya başlar. Ama beni yanından ayırmaz gezi, eğlence etkinliklerine beni de dâhil edersen buna neden itiraz edeyim ki…

Mesela; durakta otobüs beklerken, vapurda boğazın eşsiz güzelliğini, ya da özel aracınla yoğun trafikte ağır ağır seyrederken, zihin dünyanda beni geri plana itmezsen bu beraberlik ne meyveler verir tahmin bile edemezsin. Fakat ben sana anne- baba, eş ve çocuklarından daha yakın bir sırdaş olmak isterken, sen beni önceliklerin arasına almazsan, o zaman söyler misin nasıl senin ikinci bir dilin ve etkili bir silahın olabilirim ki? Ayrıca benim vesilemle varmak istediğin başarıya ve hedefe seni nasıl ulaştırabilirim?

Aklıma gelmişken söyleyeyim; benim için mekân da çok önemlidir. Balık nasıl ki sudan ayrı kalırsa yaşayamaz; ben de mekânsız yaşayamam. Hem söyler misin, geldiğim zamanlar beni nasıl bir evde ağırlayacaksın?
Evin hangi semtte? Şiir semtinde mi, hikâye, roman, makale, deneme semtinde mi? yoksa diğer edebi semtlerde mi? Eğer evin şiir semtinde ise bak orası yüksek, manzarası çok güzel, havadar ve zarif yapılı evlerden müteşekkildir, orasını çok severim. Lakin biliyorsun o semt birinci dereceden deprem bölgesindedir. Eğer senin kelime ve cümlelerden oluşan evin sağlam malzemelerden yapılmamışsa daha ilk depremde, o semtte ayakta bile kalamayız bilesin… Ama durumun müsait değilse aşağıda daha mütevazı evlerin olduğu yerlerde, mesela‘deneme’ mahallesinde yaşarız, hiç dert değil… Benimle konuşmak, ilgi çekici ve çarpıcı bir vakıa anlatmak istersen ‘hikâye’, yaz-kış daha uzun bir diyalog ve beraberlik için ‘roman’ mahallesinde yaşayabiliriz. Portre, hatıra, mizah, gezi, makale inan benim için hiç fark etmez, yeter ki sana uygun bir yer olsun…
Bu sözlerimi işitip de öyle hemen gözün korkmasın… Benim dostluğum aslında son derece masrafsız ve zahmetsizdir. Biliyorsun parlak zaferler kazanmada kılıca karşı bile daha keskin ve üstün olduğumu tüm dünya kabul etmiştir.

Eğer tüm bu şartlara uygunsan ve bu duyduklarına rağmen hala benimle dost olmak istiyorsan… Hemen teklifine cevap vereyim… Neden olmasın?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir