15 Temmuz 2016

15 Temmuz 2016

Puslu ve sıcak bir gecenin hayatımızda bıraktığı hisli dönüm noktalarının yaşandığı, bir milletin direniş mücadelesi verdiği, bu milleti hafife alanların umutlarının yerle bir olduğu. Bir hilal uğruna binlerce insanın bir duada buluştuğu ve ecdadımıza izinizdeyiz dediğimiz gece…
O geceyi yaşayanlar iyi bilir. Sanki göğüslerimizden korku alınmıştı. Her ne olursa olsun itimadımız ve imanımız tamdı.
İlk teslimiyet örneği şanlı şehidimiz Ömer Halisdemir ile Zekâi paşa arasında geçen akıllarımıza kazınan şehadet antlaşmasıydı. Bir neslin yeniden diriliş müjdesiydi bu antlaşma.
Zekâi Paşa:
-Evladım Semih Terzi vatan hainidir. Onu karargâha girmeden öldür. Bunun sonunda şehadet var. Hakkını helal et.
Ömer Astsubay:
-Başüstüne komutanım hakkım helal olsun. Siz de helal edin.
Teslim olan beden değil ruhtu. Bu ruh ki emanetti Bedrin Aslanlarından…

Şehadet bir dava uğruna gözünü kırpmadan canını feda etmeyi kabul etmekti. Bu uğurda ne olursa olsun yola çıkmaktı.
Öyle de yapmıştı şanlı şehidimiz Ömer Astsubay.
Bir millet adına söz vermişti. İlk adımı atmıştı. Vatan uğruna verdiği bu söz karşılığında şehadete 30 kuş ile uçmuştu. Kanatları keskin, alınları ak, cennet kuşları şehadet şerbetini baldan tatlı bir kadehte sunmuşlardı şanlı şehidimize…
Ömer Astsubay ardından gelecek 249 şehidimiz adına da söz vermişti. 2194 gazimiz adına da yola çıkmıştı.

Bu yol müjdeli ve çetin bir yoldu. Yola çıkan yolcu Müberra Kitabımız Kur-an’ı Kerim’de övülmüştü.
“Allah yolunda öldürülenleri, sakın ölüler sanmayın. Hayır, onlar canlıdırlar. Rab’lerinin katında rızıklandırırlar.”(Al-i İmran Süresi 3/169)
Peygamber efendimiz s.a.v ise şöyle müjdelemişti kutlu yolcuları;
“Onları kanlı elbiseleri ile defnediniz. Vallahi kıyamet günü mahşere, yaraları kanayarak gelecekler. Kanlarının rengi kan rengi, kokuları da misk kokusu olacaktır.” (Ahmed b.Hanbel, el-Müsned, 1/237)
Bir yolcunun böyle güzel müjdelerden başka ne dileği olabilirdi ki. Sonu şehadet, sonu peygamberler ve sıddıklar otağı olan bu kutlu yolculuğa nasıl talip olunmazdı ki.
İşte 15 Temmuz 2016 gecesi bir millet için böyle bir yolculuk gecesiydi.

Hiç kimse gözünü dahi kırpmamıştı. Tanklara kafa tutacak kadar yürekli gençler, dimdik ayakta duran ihtiyarlar, çocuğunu yatağında Allah’a emanet deyip bırakıp koşan Asım’ın neslinin anneleri ve daha nice bahtiyarlar…
Herkesin dilinde tek bir dua vardı.”Ya Rabbi! Ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız bu seferde bizi muzaffer eyle.”
Ve İstanbul’un manevi sahipleri, şehitleri, Hak dostları bu kutlu yolculara dua ediyorlardı. Tıpkı Bedir’de Efendimiz s.a.v yaptığı o dua gibi; “Allah’ım bu bir avuç mücahidi helak edersen artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz.”
Bu duaların manevi huzurunu göğüslerimizde hissediyorduk her birimiz ayrı ayrı siperlerde zalime karşı tutulan nöbetlerde…

Korku ve ümit dolu saatler sabahı zor bulsa da aydınlık bir günün gölgesi üstümüze düşerken bir arada olursak eğer kimsenin bizi bir an dahi yıkmayacağı idraki bir kez daha yeşeriyordu.

Kutlu yolcularımızda birer birer Hûda’ya doğru yolcu edilirken, Bunca şühedanın kanının değdiği topraktan zalime yurt da olmaz, sulh da diyerek zalimin göğsüne korku salıyorlardı.
Biz 249 vatan şehidimizi gururla göklere uğurlarken onlar da bize Mehmet Akif’in mısralarıyla el sallıyorladı.
“Kim ki bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda
Canı, cananı, bütün varımı alsın da
Etmesin tek vatanımdan cüda…”
15 Temmuz gecesi hain bir darbe girişimiydi. Bu darbeyi planlayanlar, bu milletin Ertuğrul Gazi’nin, Yavuz Sultan Selim’in, Fatih Sultan Mehmet Han’ın torunu olduğumuzu unutmuşlardı. Asım’ın neslinin taşıdığı fetih ruhunu hafife almışlardı. Kendilerince bir tuzak kurmuşlardı. Ama hesaba katmadıkları göklerden gelen ilahi bir kanun vardı.
Allah u Teâlâ buyuruyordu;
“Tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”(Al-i İmran Süresi 3/54)
Tuzaklarını onların aleyhine çeviren Allah u Teâlâ’ya binlerce hamd u senalar olsun.
Peygamber efendimize ve tüm Nebilere selam olsun.
Ashab-ı Kiram’ın şehitlerine
Şanlı Ecdadımızın şehitlerine
Vatanını, dinini, bayrağını korumak için toprağa düşen binlerce şehidimize Selam olsun…
Şehadet nasip olmadı diye ciğeri yanan gazilerimize selam olsun.

Ve selam olsun şehitlerimizin bize emaneti şehit evlatları şehit ailelerine…
Ya Rabbi sen bize bu millete bir daha böyle bir gece yaşatma duası ile…

Beğen  
Yazar

1986 Samsunlu doğumlu, Ebrar ve Ertuğrul isimli iki emanetin emanetçisiyim. Eğitime açıköğretimden devam eden, fiili okuma yazma gayreti olan okur-yazarım. Genç nesillere faydalı olmak adına gençlik kulüplerinde eğitim görevine devam etmekteyim. Yazma hikayem okumakla başladı. Tasavvuf ve aşka dair okumalar rehberim oldu. Temennim bir ömrü kalbimin rehberi eşliğinde yazarak ve yaşayarak geçirmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir